Kırağıda kalmış bir kuş gibi tüneğine tutunmuş biçimde ölecekti. Bambaşka bir çağın kadınıydı, gelgelelim hep eksiksiz, kusursuz, bembeyaz ve soylu duracaktı enginde, bu serüven dolu, uzun çok uzun yolculuğun geçmiş bir dönemine ışık tutan bir deniz feneri gibi...
İnsanlarla ilişki kurmaktan bunaldığı zamanlar (herkesi anlamak güçtü), bahçesine koşuyor, insanların yanında duyamayacağı bir iç rahatlığı duyuyordu çiçeklerinin yanında.
Hepimiz birer mahkûm değil miydik? Geçenlerde çok iyi bir oyun okumuştu, oyundaki adam hücresinin duvarına bir şeyler çiziyordu, hayat da böyleydi işte – boyuna duvara bir şeyler çiziyorduk.