Pazar öğle yemeklerinin, pazar gezintilerinin, kır evlerinin ve sofra örtülerinin tamamıyla gerçek olmadıklarını, aslında yarı hayalet olduklarını, onlara inanmayanların uğradığı lânetin sadece haksız bir özgürlük duygusu olduğunu keşfetmek ne kadar şaşırtıcı, yine de ne kadar harikaydı.
İnsan onun ruh halini daha derinden öğrenmek ve sözcüklere dökmek istiyordu, beden için soluk almak neyse akıl için de ruh hâli oydu, mutluluk ya da mutsuzluk deniyordu bu duruma.