İrem Aydın

İrem Aydın
@Virmaio
Sevdiğim kitaplardan alıntıları daha rahat görebilmek ve kendime ufak notlarla hatırlatabilmek amacım
''Ben böyleyim işte, işe yaramaz ve duyarlıyım, ister iyi olsun ister kötü, soylusundan ya da bayağısından bütün coşkulara olanca varlığımla kaptırabilirim kendimi -ne var ki asla kalıcı bir duygu asla ruhun özüne nüfuz eden kalıcı bir heyecan duyamam. (...) Her şey ilgimi çeker ama hiçbir şey beni avcunda tutamaz.'' Tamamını işaretlediğim 10. bölümden bir kısım
Can Yayınları·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
''Hayattan çok az şey istedim ama o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur, canımı yakmayacak bir yaşam bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el Âlem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde.'' 6. bölümün tamamını işaretledim. Bu sadece ilk paragraf. Pessoa'nın herkesin bir dönem hissedebileceği bu karamsarlıkları kelimelere döküş şekline bayılıyorum.
Sayfa 32 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
'' (...) yorgun gözlerle eski yazı masasına eğilmiş, sayfalara gözlerimden daha bitkin olan ruhumu bırakıyorum. Hepsi boş bunların. Boşluğun ötesinde (...)'' Asıl konudan bağımsız olup ilerisi gerisi olsada aradan çekip çıkarttığım çok hoşuma giden kelimeler.
Sayfa 33 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Sıkıntılı Bir Huzur
''Kalbimde sıkıntılı bir huzur var ve dinginliğim tamamen kaderime razı olmamdan kaynaklanıyor.'' Bu cümle beni bazen inanılmaz rahatsız hissettiriyor fakat her şeyiyle çok sevdiğim bir cümle.
Sayfa 32 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Han Metaforu
''Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum, çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. Araba beni nereye götürecek bilmiyorum çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Dört duvar arasında beklemek zorunda olduğuma göre hanı hapishane olarak da kabul edebilirim çeşit çeşit insanla karşılaştığım için dostlukların yeşerdiği bir yer olarak da. Huysuz ya da görgüsüz biri sayılmam. Odasına kapanıp, kendini yatağa atıp gözünü bile kırpmadan bekleyip duranları kendi haline bırakıyorum; kulağıma hoş seslerin ve müziklerin çalındığı sokaklarda gevezelik edenlere de ilişmiyorum. Kapının önünde oturup gözlerimi ve kulaklarımı manzaranın renkleriyle ve müziğiyle sarhoş ediyor, arabayı beklerken alçak sesle, yalnızca kendim için bestelediğim anlaşılmaz şarkıları söylüyorum.'' Bu yazarın betimlemelerini ve kullandığı metaforları çok seviyorum.
Sayfa 29 - Can Yayınları·Kitabı okuyor