Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..
Güneş onu yakıp kavurur..
O da Tanrı’ya yakarır, keşke güneş olsaydım diye..
“Ol” der Tanrı, güneş oluverir..
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz..
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı, bulut olur..
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur..
Rüzgâr olmak ister bu kez.. Ona da “Ol” der Tanrı..
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur..
Her şey karşısında eğilir..
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar..
Ordan eser burdan eser, kaya bana mısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir..
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı..
Bir sabah sırtında bir acı ile uyanır..
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır..
"Kaderini sev, belki seninki en iyisidir" diyen Nietzsche'nin sıkça kullandığı 'Amor Fatı' kader sevgisi anlamına gelmektedir. Bu felsefeye göre hayatın en üst düzeyde olumlanması gerekir.
"Belki çocukça bir fikirdir, felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben saadeti ikiye ayırırım. Başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakiki saadet başkalarına verilen saadettir..."