Manga severler illaki duymuştur ancak bilmeyenler için Muyamato Musaşi'nin anlatıldığı Vagabond diye efsanevi bir manga serisi var. Vagabondu duyup bunu da duyanlar ve arasında bir seçim yapmak isteyenler için:
Eğer isterseniz benim yaptığım gibi önce Vagabond'u bitirdikten sonra bu kitabı okuyup usta Takehiko İnoue'nin şaheserini yer yer yad edebilirsiniz; ya da önce Beş Çember Kitabını okuyup Musaşi ve setting hakkında genel bir bilgi sahibi olabilirsiniz.
Kitap sanırım sadece bu çeviriye özgün olan bir takım eklemelerle geliyor. Yani bu kitapta sadece Beş Çember Kitabı "metnini" değil Kyoto metnini, savaşçının hayat hikayesini, genel settingden haberdar eden bir bölümünü de okuyoruz.
Savaşçının hayat hikayesi dedim, Musaşi'nin hayat hikayesine de tanık olma şansı elde ediyoruz. Bu kısmın doğal sonu olan Musaşi'nin ölümü kısmı yüreğime serin sular serpti. Sayısız duello, çarpışma ve taarruzla dolu bir yaşamdan başarılı şekilde çıkıp huzur ve sukunet içinde ölmek. Bu yönüyle çoğu insanın düşleyeceği bir ölüm şekli olduğunu söylemeliyim. Hayat amacını gerçekleştirmiş bir canlının yaşamını teslim etmesi her zaman şiirsel geliyor bana. Godfather filmindeki Corleone'nin ölüm sahnesi gibiydi aynı.
Şimdi biraz Musaşinin felsefesine inmeye çalışacağım. Kitap savaşçı bir adamın hayatı boyunca edindiği deneyimleri anlatıyor aslında bize. O deneyim kokan satırlarda bir savaş nasıl kazanılır bundan uzunca bahsediyor. Bu satırlarda o anlatılan şeylerin çokça yaşandığını, arada verdiği bazı alakasız ipuçlarından rahatça görebiliyoruz.
Savaş, duello gibi şeylerin gerçek kavramını bizim için yitirdiğinden bahsedecektim ancak bunun doğru olmadığı sonucuna vardım. Gerçek anlamda savaş bugün hala var. Ancak kavramı gerçek anlamından çıkarıp tüm bir metafor olarak alırsak bu