Hakan

Reklam
‘’Bize, sevginin asla başarısız olmayacağı söylendi. Yine de her yerde felaket tellalları var.’’
Sayfa 106
Neye inanırsanız başınıza o gelir.
‘’New Mexico, Albuquerque’de yaşayan Robert C., oradaki Kızılderili şifacıların birçoğunu tanıyordu. Çok hasta olan Kızılderili bir kadınla ilgili ilginç bir hikaye anlattı. Çok özel bir şifacı kadına yardım etmeye gelmişti ve kabile üyeleri bir kap kaynamış su hazırlamışlardı. Amerikan yerlilerinde şifacılığın göstergesi, şifacının, kolunu herhangi bir yanma veya enflamasyon belirtisi göstermeden on dakika kaynar suda tutabilmesiydi. Bu, o şifacının eğitim aldığının ve stajyerlik dönemini tamamladığının kesin işaretiydi. Şifacı, test edildikten sonra, hasta kadının üzerine birkaç battaniye örttü ve kabile inançlarına dayanan dualar okuyup kutsal şarkılar söyledi. Sonra kadının yanına uzandı ve Büyük Ruh’u çağırarak uykuya daldı. Uyandığında ‘Büyük Ruh onu iyileştirdi’, dedi. Peki ne demek istemişti? O, iyileşmeye inanarak geldi ve zihninin bu sakin durumuna ilahiler söyledi. Kadın tabii ki açık fikirliydi ve almaya hazırdı. Şifacının iyileştirme gücüne ve zekasına güvenip inanıyordu ve tamamen iyileşti. Buna dua terapisi veya ruhani tedavi diyoruz. Bu, tamamen içinizdeki sınırsız ruha ve güce dayanır. Neye inanırsanız başınıza o gelir.’’
Sayfa 35
''Ey burnu kanasa, hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten, gülden hiç ders almıyor musun? Bütün yapraklarını tek tek yolsan, gül yine de gülmekten vazgeçmez. Hale razı olmak şükürdür, gül de daimi bir şükür makamındadır. Hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da, başındaki belayı def ederler? O halde yüzün gülsün'' Mevlana Celaleddin-i Rumi
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı