“her zaman aynı ama farklı, öyle mi? her çağ her zaman. gün her zaman sona erer. gece her zaman gelir. ve sizler, sen Maymun Adam? ya da sen Mumya, güneşin bir daha hiç doğmayacak olmasından korkmadınız mı?”
aşağıya attıkları her adımda şehir, yeryüzü ve dünyadaki bütün iyi insanlar gitgide geride kalıyordu. mezarlık bile çok uzaklarda kalmış gibiydi. kendilerini yalnız hissediyorlardı. o kadar yalnız hissediyorlardı ki ağlamak istiyorlardı.
“sen bir mumyasın, çocuğum çünkü onlar sonsuzluk için böyle giyinirlerdi. ipliklerden oluşan bir kozaya bölünerek uzak, tatlı ve sevecen bir dünyada bir kelebek olarak çıkmayı ümit ederlerdi. sen de kendi kozanı bil çocuğum. tuhaf nesnelere dokun.”