Nora'ya göre ilişkilerde üç çeşit sessizlik vardı. Tabii ki pasif ag resif sessizlik, artık konuşacak bir şeyimiz kalmadı sessizliği ve bir de Eduardo'yla ikisinin ulaştığı türden bir sessizlik. Konuşmak zorunda olmamanın sessizliği. Yalnızca birlikte olmanın, birlikteliğin Insanın yalnızken sessiz kalmaktan rahatsız olmaması gibi.
"En alt ya da en üst raflardaki hayatlara ağırlık vermelisin. Şimdiye dek en belirgin pişmanlıklarını iptal etmeyi denedin. En üst ve en alt raflardaki hayatlar biraz daha akla gelmeyecek olanlardır. Bir evrende yaşamayı sürdürdüğün ama hayal etmediğin, yasını tutmadığın, aklına bile gelmeyecek hayatlar. Hiç hayal etmediğin halde yine de yaşayabileceğin hayatların var."
"Ya bir gün tamamen kaybolursan? Sonuna kadar götürmek istediğin hayatı bulamadan?
Hugo omzunu silkti. "O zaman ölmüş olurum. Zaten öleceğim demektir. Yaşadığım o hayatta. Araftakilerden biri olmayı seviyorum. Tamamlanmamış şeyleri seviyorum. Ölümün her daim bir seçenek olması hoşuma gidiyor. Hayatı sonuna kadar götürmemeyi seviyorum ben."
Ama belki de bütün hayatlar böyleydi. Görünüşte en yoğun ve yaşamaya değer hayatları yaşayanlar bile en nihayetinde kendilerini böyle hissediyorlardı belki. Dönümler boyu hayal kırıklığı, tekdüze-lik, acı ve rekabetin içinde tek tük birkaç mucize ve güzellik vardı