Ama otoparktan çıkıp sola döndüğümde ve onu sağanak yağmurda yürürken gördüğümde, her şeyi berbat ettiğimi anladım. Zaten sırılsıklam olduğunu görünce ve durmayı çok istediğim için gaz pedalından ayağımı çektim. Ona orada olacağımı söylemiştim.
Ama durmuyorum. Geçip gidiyorum, onu dikiz aynasında geride bırakıyorum, gözlerimi kapatıp ağlamak istiyorum.
Yapamam, Liv. Üzgünüm.
Bu bir ilişki değil. Sonbaharda o bir okula gidecek, ben de başka bir okula. Atlatır bunu.
Clay ben senin kafanı****
Sen cehennemsin, Juliette; benim kendi kişisel cehennemim ve ben
oradan asla ayrılmak istemiyorum. Seninle birlikte sonsuza kadar yanmak istiyorum.”
Bana bakıyor, ağzımdan çıkan sözleri kavrayamıyormuş gibi
gözyaşlarına boğuluyor. “Seninle birlikte yanacağım, her zaman.”
Çok fazla çalışıyorum!” diye bağırıyor aniden.
“Ara vermeni hatırlatırım.”
“Konuşmakta berbatım.”
“Şu anda konuşuyoruz.”
“Çok kibirliyim.”
“Haklısın.”
“Çok alaycıyım.”
“Bu sevimli.”
Gamzeleri beliriyor. “Eskiden benim bu yanlarımdan nefret ederdin.”
“Şey, artık onları seviyorum
YAAA ÇOK TATLILAR