"İçsel zaman korku düşüncesinin nedenlerinden biri değil midir? Biri geçen hafta çektiği bir acı hakkında düşünebilir. Acı artık beyinde kayda geçmiştir. Kişi bu acıyı yarın da çekebileceğini düşünür. Düşünce ve zaman korkunun parçasıdır. Korku, düşünce olan bir hatırlama ve gelecek olan bir zamandır. "Şimdi güvencedeyim ama yarın güvencemi yitirebilirim." Ve korku başını kaldırır. Yani zaman artı düşünce eşittir korku.
Şimdi, korku hareketini nasıl algıladığımız önemli. Ya yadsıyarak ya ben ve korku olarak ayrım yapmaksızın algılarsınız yada korkunun siz olduğunu algılayarak korkuyla kalırsınız.
Korkuyu yadsımanın iki yolu vardır: Ya "hiçbir korkum yok", diyerek tümüyle yadsırsınız (ki bu çok saçma) ya da gözleyenle gözlenenin aynı olduğunu algılayarak hiçbir harekette
bulunmaksızın yadsırsınız. Normal olarak korkuyu yadsımak isteriz. Üstesinden gelerek, kaçarak, yok ederek, kendimizi bir şekilde rahatlatarak korkuyu etkisiz hale getiririz. Kaçarak, bastırarak, analiz ederek ve nedenini bularak korkuyu güçlendirdiğinizin farkında mısınız? Sanki korku siz değilmişsiniz gibi kor
kuyu yok saymaya çalışıyorsunuz. Fakat sizin korku olduğunuzu anladığınızda hiçbir harekette bulunmazsınız."
"Sevgiyle dolu bir zekâda mutlak güven vardır.
Ama biz güveni; fikirlerde, inançlarda, kavramlarda, ideallerde arıyoruz.
Onların bize güven verebileceğini düşündüğümüz için de (ne kadar sahte ya da mantıksız olursa olsun) onlara tutunuyoruz.Yüksek zekâyla birlikte anlayışın olduğu yerde güven vardır - eğer birisi güvenin peşindeyse.
Zaten anlayışın ve zekânın olduğu yerde kişi güven peşinde koşmaz.
Her şeyin kendisinden kaynaklandığı "şey" asla söz değildir.
Söz asla "şey" değildir. Meditasyon; her şeyin kendisinden kaynaklandığı, zamandan özgür olan bu "şey"e ulaşmaktır. Meditasyonun yolu budur."
"Bu varlık kimdir? Bu varlık geçmişten gelen düşüncedir: ödül ve cezaya dayanan düşünce. Kontrol eden geçmişten gelen düşüncelerdir ve düşünmeyi kontrol etmeye çalışıyordur
ama kontrol eden aslında kontrol edilendir."