“Aşk öyle bir fenomendir ki sevdiğini aşar. Hep sürer gider. Herkese yayılır. Göldeki dalgalar misali yayılır.
Göle taş atınca bir dalga çıkar ve sonra ta öbür kıyıya kadar yayılır. Bir insanı sevince o sevgi de yayılarak dalga gibi büyür.
Bir insanı sevince aşkın gölüne bir taş atmış oluyorsun. O zaman sadece sevdiğin kişi değil herkes bundan yararlanıyor.
Eğer sadece aşık olduğun insanın yararlanmasına uğraşırsan bu rahibenin yaptığını yapmak zorunda kalacaksın. Bu mümkün değil.
Seven insanın aşkı etrafa yayılır. Bunu kanalize edemezsin, öyle bir şey değildir - okyanus gibidir, yönlendirilemez. Bağımlılık yönlendirilebilir ama aşk değil.
Göle taş attığında belli bir noktaya düşer ve bu sorun değildir, ama sonra o aşk yayılmaya devam eder.
Aşık olunca belli bir noktada belli bir insana tutulursun; ama bu sadece başlangıçtır, son değil. Sonra aşk yayılmaya devam eder, sonra da tüm dünya faydasını görür.
Taşın düştüğü yerde bir merkez oluşacak, orada dalgalar oluşup en sonuna kadar gideceklerdir. Bir merkez vardır - sevilen, sevgili; ama aşk sırf oraya hapsedilemez.
Sevgili bir kapı görevi görür - ve sonra tüm evren bu aşktan nasibini alır.”