"Gizemcilik hayatın üç kategoriden oluştuğunun ilanıdır: birincisi bilinen, diğeri bilinmeyen ve üçüncüsü ve en önemlisi ise bilinemez olan- bilinememiş ve asla bilinemeyecek olan. Ve her şeyin asıl özü budur.
Bu bilinemez olanın tecrübe edilmesi mümkün ama bilinmesi değildir. Yüreğin onun şarkısını söyleyebilir ama o bilgiye indirgenemez. Onunla dans edebilir, onu yaşayabilir, onunla dolup taşıyor olabilir-onun tarafından ele geçirilmiş olabilirsin- ama onu bilemezsin.
Bu bir nehrin okyanusun içinde kayboluşu gibidir. Sanıyor musun ki nehir okyanusun ne olduğunu bilmeye başlıyor? Okyanusun kendisi oluyor o ama bunun içinde bir bilme yok. Gerçekten bir şeyle bir olduğunda onu nasıl bilebilirsin ki?
Bilgi bölünmeyi gerektirir; bilgi temelinde şizofreniktir. Nesne özneden ayrı olmalıdır; bilenin bilinenle arasına mesafe koyması gereklidir. Mesafe kaybolursa, bilgi mümkün olmayacaktır.
Gizemcilikte olan da budur: arayan aradığıyla bir olur, aşık sevgilinin içinde erir, çiy damlası kayıp okyanusa düşer ve okyanus olur.
Burada bilgi yoktur. Böylesine bir birliğin içinde bilgi mümkün değildir. Böylesine bir birliğin içinde yalnızca tecrübeye yer vardır ve kendinin dışında kalan değil, içinde olan bir şeyin tecrübesidir bu. Tecrübeden çok tecrübe ediştir."
Ve ancak akmakta olan enerjiler bir buluşma yaşayabilir. Durgun göller buluşamaz, ancak nehirler buluşabilir. Ancak hareket sayesinde buluşma mümkün kılınır