Zihnim bir süreliğine çok karanlıktı. Dahası o karanlık hep bir yerlerde, gölge gibi pusuda bekliyor. Ne olursa olsun. Hayatımda ne kadar şık olursa olsun, hep orada bekliyor.
Parçalarını tekrar bir araya getirdiğinde, parçalandığı zaman nasıl hissettirdiğini unutuyordu insan. İyileşen yaraların ilk açıldığında nasıl hissettirdiğini de.
Cehennemi yaşamış olmanın, içinde hem aydınlığı hem de karanlığı barındırmanın, kendini tutkuyla ve belki biraz bencilce, bilinçli bir şekilde sevmenin normal olduğunu hatırlatmalıdır. Bütün bunlar normaldi.
Kendi acini kabullenip onu anlamak da önemliydi. Sorunların ne kadar büyük ya da küçük olursaolsun, kayıplarının, yaralarının san’at ait olduğunu kavramak ve onları hissetmeye hakkın olduğunu bilmek. Çünkü en ağır kayıp her zaman seninki olurdu.