"Gel gör ki kendi yarattığımız eseri bu sefer kendimizden üstün görüyoruz. Bizim dışımızda her şey kusursuz, her şey mükemmelmiş gibi geliyor. Öylesine kanıksıyoruz, öylesine normalleştiriyoruz ki bu fikrimizi; kendimizi eksik ve kusurlu hissediyoruz. Ve bu yüzden kendimizde olmayana diğerleri sahip sanıyoruz. Elimizde ne varsa ona veriyoruz bu defa; en azından o tam ve bütün olsun istiyoruz. İdealimizde yarattığımız bir varlığı besleme umuduyla."
"Her şeyin binlerce şekli, binbir çeşidi vardı yeryüzünde. Fakat Ademoğlu hala kendi ufacık evine girince güvende sayıyordu kendini, onun sanıyordu dünyayı. Zavallı budala! Kendin o kadar küçüksün ki her şeyi küçümsüyorsun, kendin gibi sanıyorsun her şeyi!"
"Çünkü öteden beri imkansız görünen, kendi gözlerine çok büyük görünen şeyleri ya sarhoşluğa ya da deliliğe yormuştur sıradan insanlar. Fakat toplum içinde yaşayan özgür ve asil bir insanın sırf alışılmışın dışında davrandığı için "delilikle" veya "sarhoşlukla" yaftalanması dayanılır gibi değil! Siz, asla sarhoş olmamış ayık insanlar, utanın kendinizden! Siz, deliliğin kıyısından geçmemiş bilgiçler utanın kendinizden!"
"Hâlbuki içindeki onca acıya rağmen kalbim benim tek hazinem. Benim bildiklerimi, öğrendiklerimi herkes bilebilir; ancak kalbim sade ve sadece bana aittir!"