"Bu dünyadaki her şey zamanla çürür ve yok olur. Demir paslanır, elmalar çürür, canlılar yaşlanır... İnsan eli değmezse, devasa kaleler bile çöker. Hatta insanın içindeki duygusal güç bile zamanın akışına karşı koyamaz. Öfke, heyecan hatta hüzün bile sonunda unutulup gider."
"Yani bu, doğanın yasası mı oluyor?"
"Evet, bakış açısına göre her şey farklı görünebilir ama zamanla her şeyin yıpranması, temel bir ilkedir diyebiliriz. Ama insanlar tarafından yaratılmış bazı şeyler var ki asla çürümezler. Aksine, zamanla yavaşça ve kesin bir şekilde güçlenirler. Sadece orada bulunmalarıyla bile artan, büyüyen şeyler. Yani, 'çoğalan' şeyler."
"Dünya artık güçlünün zayıfı ezdiği, güçlülerin zayıfları alaşağı ettiği, beceriksizleri basamak olarak kullandığı bir yer. Sadece kazananlar her şeyi elde edebiliyor. Başkalarına acırsan, hemen biri seni kullanır. Yani hayal gücü, senin sahip olduğun büyük potansiyeli yok eden korkunç bir güçtür, Nanami!"
"Hayal gücü, başkalarını düşünme yetisidir. Kendinden farklı birinin konumunu göz önüne almak, zayıf olanı önemsemek, bazen el uzatmak... İşte buna 'empatik hayal gücü' denir."
"Burada önemli olan kalite değil, sayı. İnsanların dünyasını bu devasa 'yeni kitaplarla' kuşatmak... Böylece, insanlar artık zahmet edip eski ve tehlikeli kitaplara dönüp bakmayacak. 'Bir ağacı saklayacaksan, ormanda sakla...' derler ya, kitabı da saklayacaksan, kitapların arasında saklamak en iyisi."