Ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir ama hakikatin peşindeki insanlar için huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır .
Oysa ne acıdır ki tüm dünyada çocuk yapmak evlenenlerin doğal hakkı gibi görülüyor. Araban kullanmak için, sığır yetiştiriciliği için, hatta don lastiği üretebilmek için ayrı ayrı ruhsat almak gerekiyor ama çocuk sahibi olmak için herhangi bir izne gerek yok.
Hatta tam tersi devlet herkesin çocuk sahibi olmasını teşvik ediyor. Çocuk yardımı veriyor çalışanlara , hak etsin ya da etmesin . Ortalıkta dolaşan başıboş sürüler de bu bilinçli üreme politikalarınin bir sonucu olmalı . Âdete " devlet üretme çiftliği " mantığıyla üretilmiş yığınlar , sonra da ülkenin kaderini tayin ediyor : Kutsal demokrasimiz ...
"Sadece üremek için değil "
Nietzsche , bu konuda da son derece hassastır. Kendi kendine yetemedigi için kendinden kaçmak için çocuk isteyenleri uyarır.
"Gençsin ve çocuk sahibi olmak evlenmek istiyorsun. Bende soruyorum sana : bir çocuk layık bir insan mısın ? "
Evlilik kurumu , aslında bir tutku olan aşkın sürekli olabileceği , yani normalde ömür boyu süren kalıcı bir aşkın oluşturulabilecegi inancını ısrarla korur.
#Tan kızıllığı
Kadınları anlamanın zorluğunu da teslim ederek , bu konudaki son sözü Oscar Wilde'a bırakmak belki en iyisidir :
" Kadınlar , sevilmek için yaratılmışlardır , anlaşılmak için değil "