Ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir ama hakikatin peşindeki insanlar için huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır .
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dinle öyleyse , patron : Tanrı bir sabah , cinleri başına toplanmış halde uyandı . Ben ne biçim Tanrıyim ki 'dedi vaktimi geçirmek için , bana günlük yakacak ve küfredecek insanlarim yok. Baykuş gibi yalnız yaşamaktan bıktım artık ! Tuuuhh !' Avuçlarına tükürdü , çamur yaptı , iyice yoğurdu ; küçük bir insan yapıp güneşe bıraktı . Yedi gün sonra aldı , pişmişti.
Tanrı ona bakıp güldü. ' Hay şeytan alsın seni ' dedi. Bu düpedüz domuz be !
Başka şey istiyordum , başka şey oldu . Hapı yuttum , ama oldu bir kere oldu .' sonra ensesinden yakalayıp bir tekme attı ' haydi bas ' dedi . ' Git , başka domuz yavruları da yap. Dünya senindir ; yürü ! Bir iki marş .
Fakat o domuz değildi iki gözüm . Başında fötr şapka , omuzlarında rastgele atılmış bir ceket , ütülü pantolon ve kırmızı tüylü çarıklari vardı .Belinde de - ona şeytan vermiş olmalı üstünde "seni yiyeceğim ' yazılı , bilenmiş bir laz bıçağı taşıyordu. Bu insandı ; Tanrı , öpsün diye elini uzattı ona , ama insan bıyığıni burarak dedi mi ;" yol ver be moruk geçeyim !"
Biliyor musun dedi "Tanrı insanı nasıl yarattı , insanın , bu canavarın , ilk olarak Tanrıya hangi sözleri söylediğini biliyor musun .?
- Hayır ! Nereden bileceğim ? Orada değildim ki