Farkındalık ve mükemmeliyetçilikte sıktı kelime olarak.
Kusurlardan ibaret âciz bir yaratıkken, yapılan en ufak bir hatadan duyulan ölümcül vicdan azabı. Yürek sıkışması. Öyle büyük şeyler değil, insanların bunda ne var yahu diye teselli ettikleri hatalar.
Büyüyünce, bizim tayfa evlenene kadar, yazları bazı akşamlar gittik lunaparka.
25-30 yaş arası.
Hepimiz çocukluğumuzun bir travmasını hallettik lunaparkta.
Çarpışan araba dosyası kapandı.
Pirzola yapılır, sayısı bellidir. Annen sana, ablana dörder tane pirzola koyar.
Kendisine bir. Daraltıcı.
N'apıyorsun dersin, ben tokum, der.
O an pirzola mı yersin, vicdan azabı mı çekersin belli değil. Yediğin pirzolaya lanet edersin.
Divan örtüsü diye bir şey vardı. O örtüyü eşekler s*ks*n. Bozulmamalıdır. Çocuklar bozar, büyükler azarlayarak düzeltirdi. Divana çıkarsın. O örtü aşağı doğru sarkar. Hemen sarkar ama. Sarkmak için dokunmanı bekler sanki göt.