Kitapta müthiş bir duygu yoğunluğu var. Duygular ve hisler doğrudan yapışıyor insana. Bir yandan karakterleri okurken, bir yandan da insan kendi içindeki sıkışmışlığı, arada kalmışlıkları sorgulamaya başlıyor. Bu açıdan benim için çok değerliydi.
Özellikle giriş bölümü müthiş akıcıydı. Hikâye beni çok hızlı içine çekti. Finalde ise sağlam bir Osmanlı tokadı vardı
Ama tabii yazarın da kitapta belirttiği gibi:
“ Ama sadece anlamayı bilenler, derinleşebilenler için.” (s. 7)
Alper Turgay hocam, yıllardır incelemelerini okuyor, ardından o kitapları okuyorduk. Bu sefer senin kitabını okumak ise bambaşka bir duyguydu.
Kalemin keskin olsun hocam. Sen yazmaya, bizler okumaya devam edelim.
Henüz yaralanmamış insanların, yaralanana söyleyecek çok sözü olur. Henüz düşmemiş olanlar, düşeni yerini kolayca tarif eder. Çünkü hissetmediği acıyı küçümsemek kolaydır. “ Ben olsam…” diye başlayan cümleler, deneyimsizliğin küstah rahatlığıyla dökülür, dillerden. Sanki o yoldan geçmiş gibi konuşur, sanki o taşa hiç takılmayacakmış gibi emin olur. Oysa başkasının gecesi, uykusu bölünmn her zaman kısa gelir.