İnsan dediğin rüzgardır , eser de geçer bir gün,
Kalan ne servet olur, nede altından bir düğün
Bir sıcak söz büyütür en kurak mevsimleri ,
Kalplerin toprağında filizlenir gerçek ömür
Göğe yükselen dağlar zamana yenik düşer,
Deniz bile kıyısında her dönüşünde değişir ,
Adını taşlara değil , bir insanın yüreğine yaz,
Çünkü en uzun ömür, unutulmayan iyiliktir.
" Bilimsel olarak " diye açıklanmayan görüşlerin hiçbir değeri yoktu bu toplumda. Ama bunu yapabilmek için de, kişinin adının önünde Profesör Dr. yada Doçent Dr. gibi bir sıfatın olması gerekliydi. Bu yüzden, tekkeyi bekleyen çorbayı içer misali üniversitede belli bir yıl geçiren herkesin unvan sahibi olduğu bu ülkede " Profesör " den geçilmiyordu.
Endymion bir çobandı ve ay tanrıçasına âşık olmuştu. Tanrılar bu yüzden onu cezalandırdılar . Cezası kendi kaderine yine kendisi karar vermesin diye. Bu ceza Endymion'a çok ağır geldi ve sonsuza kadar genç olarak uyumayı seçti.
Bu mitolojik öyküyü okur okumaz sorun ortaya çıkmıştı. Profesör de Endymion gibi kaderini bilmekten korkuyordu. Hayat bilinmez olmalıydı ; nasıl yaşayacağını, ne zaman kaza geçireceğini, hangi hastalıklara yakalanacağını, nasıl öleceğini bilen bir insan, Endymion'un kaderini paylaşıyor demekti ve dünyadaki hiçbir ölümlü, bu yükü taşıyamazdı.