Genç dostlarımız Allah'a (c.c.) dayansınlar, çalışmaya ve gayrete sarılsınlar. Yenildik, pes ettik, demesinler. Yedi kez düşseler de sekizinci kez ayağa kalksınlar. Hayattan geriye anlatılmaya değer bir hikâye bırakmaları gerektiğini unutmasınlar. İnsan, bu hayatı boşa yaşamış olamaz. Bizden önce milyarlarca ruh yaşadı ve gitti, bizden sonra da milyarlarca ruh gelip geçecek. İnsan hayatı, sonsuz âlemde bir ışık çakımı gibi... Öyleyse buraya güzel bir sada, hoş bir iz bırakmak gerek. Yaptıklarımızla, söylediklerimizle, dokunduğumuz kalplerle... Bunun için sâ'ye, çalışmaya sarılmak lazım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fiziki yaşlanma kaçınılmaz bir hakikat olsa da ruh daima gençtir. Zira insanın yaşı, yalnızca takvim yapraklarında ilerleyen bir sayı değildir; asıl olan, kalbin nasıl attığı, ruhun nasıl hissettiğidir. Hayata duyulan merak, güzellik karşısında hâlâ hayrete düşebilmek, bir çocuk heyecanıyla yeni başlangıçlara kucak açabilmek... İşte bunlar, ruhun yaşlanmadığının en büyük delilleridir.