Mehmet Zülfü Yarcel

Mehmet Zülfü Yarcel
@Yarcel
“Vuslat” “Pencere” “Beyaz Şapkalı Kadın” kitaplarının yazarı…
KANIKSAMAYIN!!! Yapılan bir zülme karşı gözlerinizi sıkıca kapatabilirsiniz, insanların yaşadıkları zulüm karşısındaki feryatlarına kulaklarınızı tıkayabilirsiniz ancak hâlâ bir vicdan taşıyorsanız işte orasını susturamanız pek mümkün değildir. Kaç kapının ardına gizlenirseniz gizlenin, gelip kapınızı çalacaktır yorulmadan. Kaç bahaneyi ardınca sıralarsanız sıralayın dilinizce, hepsini bir gün gelip anlamsızlaştıracaktır. Yani her şeyden kaçabilirsiniz ama vicdanınızın sesinden kaçamazsınız. “Kanıksama” diye bir sözcük vardır dilimizde, pek kullanmadığımız ancak bilmeden de olsa anlamını çokça yaşadığımız bir kelime. Bir kelimenin manası yaşanılarak daha iyi anlaşılır. Acının, mutluluğun, hüznün tadına bakmadan onu idrak edemezsiniz. Duymak veya okumak değildir onu kavramamımızı sağlayan, onun en doğru manasını yaşayarak kavrarız. İşte “kanıksama” da bu sözcüklerden biri. Yaşanılan veya maruz kalınan olumsuzluklara alışmak anlamına gelir bu sözcük, kısa ve öz tanımıyla. Dünya şuan bu kelimeyi sonuna kadar yaşıyor ancak manasını biliyor mu, o meçhul... Gazze’ye atılan ilk bombanın haberini alınca insanların duydukları korku, yaralı insan bedenlerini görünce hissetikleri duygu, yetim ve öksüz bir çocuğun gözünden süzülen gözyaşına şahit olduklarında kalplerini derinden sarsan o hüznün kırıntısı bile kalmadı neredeyse. Artık haberlerde Filistinli bir çocuğun ya da dünyanın herhangi bir yerindeki çocuğun yaşadıkları insanlık dışı olayları görmek onlar için sıradanlaştı. Çocukların açlıktan, susuzluktan ölmeye başlamasını bir iki cümleyle geçiştirmeye başladılar. Komşusunun halinden haberdar olmayan birinin, dünyanın bir ucunda zulme uğrayanların haliyle pek ilgili olması da beklenemez. İnançlarının ya da inandıkları şeyin ne olduğu önemli değil; sonuç olarak hepsinde
Filistin
Reklam
“Zulme karşı gözlerin kör, dillerin lal, kulakların sağır olduğu bu çağda; vicdan, kendi sessizliğinde çırpınıp durur.”
Filistin
Yalanlar üzerine inşa edilen gerçek, yıkılır elbet.
Filistin
DEĞERLERDİR, BİR TOPLUMU DEĞERLİ KILAN!… Dünya, o kadar farklı güzelliklere sahipken insanların, onun içindeki çirkinlikleri ortaya koymaya çalışması belki de hayatın en büyük ironilerdendir. Her şey bu kadar uyum içerisinde yaratılmışken ve birbirini bu kadar güzel tamamlarken hep birbirini ayrıştırmaya çalışmak ve sürekli çatışma alanları oluşturmaya çalışmak aslında insanların bencilce davrandığının kanıtıdır. Bu bencillik insanoğlunun bu topraklara adım atmasıyla birlikte kendini göstermeye başlamıştır ancak bu asırdaki kadar ayyuka çıkmamıştır. Bunun temel sebebi de materyalist düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Maddenin cazibesine kapılıp ruhun güzelliklerinden uzaklaşmak, insanı bir köleye çevirir! Sürekli tüketmek ve tükettikçe mutlu olabileceğini düşünmek aslında kişinin kendi tükenmişliğinin göstergesidir. Böyle olunca da doyumsuzluk had safhaya çıkıyor. Herkesin, “biz”den uzaklaşıp “ben”likle kol kola yürümeye başladığı bu yolda varabileceği tek yer bir uçurumun kenarıdır. O noktadan sonra da ne tutunulacak bir dal bulabilir ne de sığınılacak bir liman. Toplumların ayakta kalmasını sağlayan en temel öge, sahip olduğu değerlerdir. Maddiyat, elbet de önemlidir ve hayatın değişmez bir gerçeğidir ancak kendi başına bir toplumu ayakta tutamaz. Bozulan ekonomi düzelir, kaybelin maddiyatın yeri doldurulur bugün veya yarın ancak yitip giden değerleri telafi etmek o kadar da kolay değildir ve yıkımı son derece ağır sonuçlar doğurur. Bizi biz yapan değerlerimizi, örfümüzü, âdetimizi çocuklara aktaramazsak onların içine düşeceği kötü durumum temel sorumlusu oluruz. Bu değerleri aktarmak kadar önemli olan şey de kendi çocuklarımıza aktardığımız veya aktaracağımız değerlerimizi bizlerin, hayatımıza ne kadar yansıttığımızdır. Söylenilenlerin etkili olabilimesi için
İnsan ve Hayat
“Etrafınız kalabalıklaştıkça cümlelerinizin boyu kısalacaktır.”
İnsan ve Hayat
Reklam