Mehmet Zülfü Yarcel

Mehmet Zülfü Yarcel
@Yarcel
“Vuslat” “Pencere” “Beyaz Şapkalı Kadın” kitaplarının yazarı…
Murat Akman’ın anısına
İLK DÜŞÜŞÜM DEĞİL BU ANNE! Daha gözlerimi açamamışken Sineme henüz dolarken nefes İki kapılı han denilen dünyada Yalnızlığımla kaldım bir başıma Ellerim ararken anne sıcaklığını Uzun, soğuk kış gecelerinde Karanlık duvarları şahit tutardım Hasret dolu dökülen göz yaşlarıma Onlarca çocuktuk bir koğuşta Hepimizin dizleri yara bere içinde Gündüzleri açan bir çiçekken Solup giderdik geceler boyunca Harflerle tanışınca kara tahtada Adını kazıdım sayfalar boyunca Sen beni bırakıp gitsen de Anne! Özlemin saklı kaldı hep içimde Bu, ilk düşüşüm değildi toprağa Şimdi mavi bir gökyüzü başımda Ayaklarımın altında vatan toprağı Geceleri ziyaret ederim ay’ı yıldızı Yetim ve öksüz yazın mezar taşıma Bu vatan uğruna düşünce toprağa Kimdir bu diye bir gün soran olursa Bir garipti, gelip geçti deyin
Şehitler Ölmez
Reklam
“Kendi derinliklerine inmeden kimsenin karanlığını aydınlatamazsın.”
Edebiyat
Ağlayan bir çocuk “anne” sözcüğüne sığınırdı. O ise hıçkırıklarıyla örterdi “anne” sözcüğünün eksikliğini…
Sayfa 94·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
ÖĞRENMENİN VE ÖĞRETMENİN YAŞI NEDİR!!! “Öğrenmenin yaşı yoktur.” diye bu söz sıklıkla kullanılır halk arasında ve çok da doğru bir ifadeder ancak bence biraz eksiktir ve bu söze biraz ekleme yapma ihtiyacı duydum. “Öğretmenin de yaşı yoktur.” Her ne kadar yaş ilerledikçe, malumat artsa da aslında bildiklerimizin ne kadar da az olduğunu kavramaya başlarız. Öğrenmenin ne başlangıcı bellidir ne de sonu. Bir bakıma öğrenme, son nefesimizi verince bitebililir ama başlangıcı belli değildir. Hayata gözlerini açar açmaz bir şeyleri taklit ederek öğrenme serüveni başlar insanoğlunda. Anne ve babasının hareketleriyle başlar bu. Yürümesini, oturmasını, kalkmasını, gülmesini, ağlamasını, yemesini, içmesini kısacası her şeyini takit ederek hayatın içinde kendine bir yer edinmeye çalışır. Önce onların ayak izlerini takip eder daha sonra kendi ayak izlerini oluşturmaya başlar. Ancak benim değinmek istediğim nokta şu, Büyüklerin de küçüklerden öğrenceği şeylerin olduğudur. Denk geldiğim bir videodan bahsedeyim önce. Bir ilkokulda öğrenciler, sınıflarının kapısını, tahtasını, duvarlarını yani hemen her yerini süslemişlerdi kendi çabalarınca. Bu sahneyi gören biri, sevdikleri bir arkadaşlarının doğum gününün olduğunu ya da çok sevdikleri öğretmenlerinin doğum günü olduğunu ya da önemli bir gün için hazırlık yapıldığını düşünebilir ilk bakışta. Ancak durum bundan biraz farklı. Evet, sevdikleri biri için yapılmıştı bu hazırlık ancak bu ne bir öğrenciydi ne de bir öğretmen. Bu hazırlıklar sadece okulun temizlik işlerinden sorumlu bir bayan içindi. Onlar onu ablaları ya da anneleri gibi sevmişti. Çünkü çocuklar birini severken onun statüsüne, mevkisine ve makamına bakarak sevmez. Onlar birini severken sadece karşısındakinin yüreğine bakarlar. Yüzündeki gülüşüne, ona nasıl davrandığına
İnsan ve Hayat
“Alıp götürse ya ruhumuzdaki kiri pası düşen her bir yağmur damlası!”
Yağmur
Reklam