İLK DÜŞÜŞÜM DEĞİL BU ANNE!
Daha gözlerimi açamamışken
Sineme henüz dolarken nefes
İki kapılı han denilen dünyada
Yalnızlığımla kaldım bir başıma
Ellerim ararken anne sıcaklığını
Uzun, soğuk kış gecelerinde
Karanlık duvarları şahit tutardım
Hasret dolu dökülen göz yaşlarıma
Onlarca çocuktuk bir koğuşta
Hepimizin dizleri yara bere içinde
Gündüzleri açan bir çiçekken
Solup giderdik geceler boyunca
Harflerle tanışınca kara tahtada
Adını kazıdım sayfalar boyunca
Sen beni bırakıp gitsen de Anne!
Özlemin saklı kaldı hep içimde
Bu, ilk düşüşüm değildi toprağa
Şimdi mavi bir gökyüzü başımda
Ayaklarımın altında vatan toprağı
Geceleri ziyaret ederim ay’ı yıldızı
Yetim ve öksüz yazın mezar taşıma
Bu vatan uğruna düşünce toprağa
Kimdir bu diye bir gün soran olursa
Bir garipti, gelip geçti deyin
ÖĞRENMENİN VE ÖĞRETMENİN YAŞI NEDİR!!!
“Öğrenmenin yaşı yoktur.” diye bu söz sıklıkla kullanılır halk arasında ve çok da doğru bir ifadeder ancak bence biraz eksiktir ve bu söze biraz ekleme yapma ihtiyacı duydum.
“Öğretmenin de yaşı yoktur.”
Her ne kadar yaş ilerledikçe, malumat artsa da aslında bildiklerimizin ne kadar da az olduğunu kavramaya başlarız. Öğrenmenin ne başlangıcı bellidir ne de sonu. Bir bakıma öğrenme, son nefesimizi verince bitebililir ama başlangıcı belli değildir.
Hayata gözlerini açar açmaz bir şeyleri taklit ederek öğrenme serüveni başlar insanoğlunda. Anne ve babasının hareketleriyle başlar bu. Yürümesini, oturmasını, kalkmasını, gülmesini, ağlamasını, yemesini, içmesini kısacası her şeyini takit ederek hayatın içinde kendine bir yer edinmeye çalışır. Önce onların ayak izlerini takip eder daha sonra kendi ayak izlerini oluşturmaya başlar. Ancak benim değinmek istediğim nokta şu,
Büyüklerin de küçüklerden öğrenceği şeylerin olduğudur.
Denk geldiğim bir videodan bahsedeyim önce. Bir ilkokulda öğrenciler, sınıflarının kapısını, tahtasını, duvarlarını yani hemen her yerini süslemişlerdi kendi çabalarınca. Bu sahneyi gören biri, sevdikleri bir arkadaşlarının doğum gününün olduğunu ya da çok sevdikleri öğretmenlerinin doğum günü olduğunu ya da önemli bir gün için hazırlık yapıldığını düşünebilir ilk bakışta. Ancak durum bundan biraz farklı. Evet, sevdikleri biri için yapılmıştı bu hazırlık ancak bu ne bir öğrenciydi ne de bir öğretmen. Bu hazırlıklar sadece okulun temizlik işlerinden sorumlu bir bayan içindi. Onlar onu ablaları ya da anneleri gibi sevmişti. Çünkü çocuklar birini severken onun statüsüne, mevkisine ve makamına bakarak sevmez. Onlar birini severken sadece karşısındakinin yüreğine bakarlar. Yüzündeki gülüşüne, ona nasıl davrandığına