SÖZÜN BİTTİĞİ YER!!!
Öyle acılar vardır ki bu hayatta, dile getirmeye sözcükler bile kâfi gelmez. Sen istesen de çabalasan da onlar bu yükü taşıyamayacaklarını bilirler ve dilin kuytularına çekilirler öylece. Bazen de öyle canilikler yaşanır ki onu tarif edecek kelime bulunmaz. Düşünürsün aklınla, kalbinle ama hiçbir sonuca bağlayamazsın; hiçbir gerekçe bulmazsın yapılanları aklamak için. Sessizliğe bürünmek istersin ama acı öyle bir acı, yapılanlar öyle insanlık dışı ki dil sussa yürek susamaz bunlar karşısında. Dayanamayıp dolup taşan yürekten dökülen sözcükler ise yaralı, kırık dökük ve çaresiz; gözden akan yaşlar yüreği yakan korları dindirmek için yetersiz.
Yüreğinde doğruluktan, saflıktan ve güzellikten başka bir şey taşımayan çocuklara zalimce davranmanın hiçbir inanışta, düşünce dünyasında yeri yoktur. Hiçbir ideoloji bir çocuğun yaşam dolu gülüşünden daha değerli değildir. Yer yüzündeki hiçbir hazine bir çocuğun gülüşünden daha kıymetli değildir ve hiçbir ses insana çocuğun gülümseyişinin verdiği huzuru vermez. Hiçbir koku bir çocuğun cennet kokusu kadar ruha işleyemez. Küçük bir çocuğun tertemiz bedeninin düştüğü topraklar üzerine gelecek inşa edilemez.
“Bir çocuğun gözyaşlarına bulanmış topraklarda hiçbir tohum yeşermez.”
Son günlerde yaşanan vahşeti anlatacak söz bulamıyorum. Medeni(!) Batı toplulukları her şeyde olduğu gibi ölümde de dini inanca, ten rengine, coğrafyaya göre tepki vermekte. Aydınlar(!) düştükleri karanlıkara bürünmüş cümlelerle bu vahşeti savunmakta. Düşünce özgürlüğü(!) olan Batı’da aksi bir fikir beyan etmek suç sayılmakta… Sadece Batı’da değil içimizde de aydın diye geçinip kalemini satan ve bir kukla gibi yönlendirilenlerin sayısı az değildir. Yaşanılan bu vahşete tepki göstermek ya da bunlardan üzüntü duymak Müslüman olmayı