Mektuplar birer birer yanarken, karşımızda ölen bir insan varmış gibi susuyorduk. Sıra dördüncüye geldiği vakit içime dayanılmaz bir pişmanlık acısı çöktü. Fakat ötekiler yandıktan sonra bunu bırakamazdım. Kalbimin bir parçasını koparır gibi ıztırapla onu da attım. Son mektup ötekiler gibi birdenbire tutuşmadı, bir ucundan ince bir duman çıkararak için için yanmaya başladığını gördüm. Artık dayanamıyordum.
Üşümek mi? insanın içinde güneş yanarken üşümek mi? Bu akşam gökyüzü bana batıdan doğuya kadar dallarını uzatmış bir ağaç gibi göründü; yavaş yavaş sallandıkça, üstümüze beyaz çiçeklerini döken kocaman bir Yasemin ağacı!
Artık, hayatla barıştım. Her şeyi tekrar seviyorum. Kamran bir akşamüstü, kalbime gömdüğüm o zavallı miniminileri öldüren sen olduğun halde bu gece, senden bile kadar nefret etmiyorum.