Bana güldükleri ve benden daha akıllı göründükleri müddetçe bir sorun yoktu ama şimdi bir moronun karşısında kendilerini ikinci derecede görmeye başlamışlardı. Ben göstermiş olduğum hayret verici gelişmenin, onları ezdiğini ve yetersizliklerini açığa çıkardığını görmeye başlamıştım.
Onlara ihanet etmiştim,bu yüzden benden nefret ediyorlardı.
Aynı yazarın “İnsanlar” adlı kitabını da okudum.Dili insanı hiç yormayan,ağır betimlemelerden uzak.18.yy Fransız edebiyatı eserlerinden sonra yazarın dili çok sade gelmişti.
Yazarın eserlerinde şu dikkatimi çekiyor;bazı sayfalar olabildiğince boş bırakılmış.Kimi sayfada 1 cümle yazıyor ve başka sayfaya geçiyor.İster istemez bende “Acaba kitap kalın görünsün” izlenimi bırakmak için yapılan bir eylem mi olduğu düşüncesini uyandırdı.
Kitap fena değil ama biraz daha zenginleştirilebilirdi, oldukça sadeydi.
Ayrıca yazarın 2 kitabını da okuduğumda malum dizi/film video akış hizmeti (adı N ile başlıyor) veren portalda sanki çıtır çerez bir film izliyormuşum tadı aldım.Özellikle Gece Yarısı Kütüphanesi adlı eserde Hugo adlı karakter çok havada kalmıştı.Açıkçası Hugoyla bir gelecek bekledim ama diğer paralel evrenlerde karşılaşsalar bile bunu üstün körü geçiştirilerek anlatılmıştı.Yine de fena bir eser değil sadece fazla şişirilmiş olduğunu düşünüyorum.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig