Kitaplarla varolus

Kitaplarla varolus
@YasoD
"Dayanamıyorum artık Theo, yaşamın ağırlığına daha fazla dayanamıyorum. Unutmaya çalışıyorum ama olmuyor. Kulağımdaki çığlıklara karşı koyamıyorum..." Vincent van Gogh
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
90’ların o sıcacık mahalle kültürünü ve anne-kız arasındaki trajikomik, Sıdıka’yı anımsatan atışmaları yaşatan; ilerledikçe ise kalbimizi sızlatan nefis bir Sinem Sal romanı, Bizim Zamanımız. Hikâye, milenyumun eşiğindeki Hasköy’de annesiyle birlikte küçük bir tuhafiye işleten Mihrap’ın gözünden anlatılıyor. Mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini, kasetleri, televizyon programlarını ve internetin hayatımıza yeni yeni girdiği günleri de yeniden yaşıyoruz. Ama aynı zamanda o sıcak mahalle atmosferinin altında saklanan yalnızlıklar, korkular ve hayal kırıklıkları da birer birer ortaya çıkıyor. Mihrap’ın sevme biçimi, fedakârlıkları ve kırılganlığı ise insanın içine dokunuyor. “Kendi ayakları üstünde duran kadınlara hep hayran kaldım… Ben de yok. Bitiş çizgisine sürünerek ilerliyoruz işte. Annem ve ben.” Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şeylerden biri Mihrap’ın o "Kimi sevsem ölür" korkusunun nereden geldiği oldu. Bu yüzden, Mihrap’ın çocukluğunu anlatan Mihrap'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Sanırım onun hikâyesinin eksik kalan parçalarını orada bulacağım. Sinem Sal’ın kaleminde en sevdiğim şey ise mizah ve hüznün aynı satırlarda yan yana durabilmesi oldu. Bir bir sayfada gülümserken birkaç sayfa sonra gözleriniz dolabiliyor. 90’lar nostaljisini sevenlere ve mahalle sıcaklığını özleyenlere gönülden tavsiye ederim.
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,842 okunma
Reklam
7/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Klasik müzik dünyası dışarıdan bakınca hep çok ciddi, kurallı ve belli bir kesime hitap eden bir alan gibi duruyor değil mi? Bu kitaptan sonra düşünceleriniz tamamen değişecek... Riku Onda'nın
Balarıları ve Uzaktaki Gök GürültüsüRiku Onda · Beyaz Baykuş Yayınları · 202438 okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Bir İslamcı yazar, ateist bir devrimci şaire mektup yazar mı?  Yazar… ve ortaya insan kalma rehberi çıkar. Kitabın kalbi tek bir cümlede atıyor: “Ben bu dünyaya insan olmaya geldim...” Etrafımız ideolojilerle, kimliklerle, “taraf tutma” zorunluluğuyla o kadar doldu ki, insan kalmak neredeyse direniş oldu. Yazar, bunu anlatmak için en beklenmedik yolu seçiyor: Ateist, devrimci, küfürbaz bir şaire yazmak. Vladimir Mayakovski.  Peki İslamcı bir yazar, Tanrı’yı inkar etmiş bir şaire neden dert yanar?  Cevap basit: Mayakovski yalan söylemiyor. Zeki Bey'in aradığı da bu samimiyet. Ve işte kitap orada cesurlaşıyor. Yazar, genel insanlığın yozlaşmasını anlatmakla kalmıyor, aynayı kendi mahallesine de çeviriyor: tarikatlara, şeyhlere... Okur olarak bu mektuplarda sadece Rus Devrimi’ni ya da Lili'e olan o büyük aşkı değil; insanı içine çeken çok cesur bir dertleşme hikayesini görüyorsunuz. İdeolojilerin insanı "merhamet ve adalet" paydasında nasıl birleştirebileceğini anlatan bu kısa ama çok sarsıcı eseri mutlaka okuma listenize eklemelisiniz.
Sevgili MayakovskiZeki Bulduk · Dekalog Yayınları · 202623 okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir, yerli fantastik edebiyatın en samimi ve özgün örneklerinden biri. Benim gibi Sezgin Kaymaz’ın kalemiyle ilk kez tanışacaklar için, gerçekten muazzam bir
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20222,289 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Yeryüzü Sürgünleri, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını, asıl yıkımın insanların kalbinde başladığını anlatan çok etkileyici bir roman. Hikâye, Birinci Dünya Savaşı zamanlarında Midilli’de yaşayan Hasan’ın hayatı etrafında şekilleniyor. Hasan, anne ve babasını kaybetmiş, sessiz sakin bir hayat süren 19 yaşında bir delikanlı. Adadaki Türkler ve Rumlar yıllardır bir arada yaşayan insanlar olsa da dönemin siyasi olayları ve dış güçlerin kışkırtmalarıyla bu huzurlu ortam bozulmaya başlıyor. Bir anda dostlukların yerini korku ve öfke alıyor. Hasan ise bu nefretin bir parçası olmayı reddediyor. Çocukluk arkadaşlarına silah doğrultmamak için doğup büyüdüğü toprakları terk ederek babasının bir tanıdığının yanına sığınmak için Ayvalık’a gidiyor. Ama insan bazen nereye giderse gitsin kaderini de yanında taşıyor. Hasan, burada da savaşın ve işgalin acı yüzüyle karşılaşıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey Hasan’ın iyi kalmaya çalışması oldu. Çünkü savaş ortamında bile vicdanını kaybetmemesi, onu diğer karakterlerden ayırıyor. Şule hanım da bu karakter üzerinden aslında çok önemli bir şeyi anlatıyor: Savaşları çıkaranlar başkaları olsa da bedelini her zaman halk ödüyor. Kitabı okurken sadece bir dönemin tarihine tanıklık etmiyorsunuz; aynı zamanda insanların nasıl ayrıştırıldığını, nefretin toplumları nasıl değiştirdiğini de görüyorsunuz. Bu yüzden Yeryüzü Sürgünleri sadece bir tarihî roman değil, aynı zamanda insanlık üzerine düşündüren hüzünlü bir hikâye.
Yeryüzü SürgünleriŞule Akşun · Destek Yayınları · 202618 okunma
Reklam