Bir İslamcı yazar, ateist bir devrimci şaire mektup yazar mı?
Yazar… ve ortaya insan kalma rehberi çıkar.
Kitabın kalbi tek bir cümlede atıyor: “Ben bu dünyaya insan olmaya geldim...”
Etrafımız ideolojilerle, kimliklerle, “taraf tutma” zorunluluğuyla o kadar doldu ki, insan kalmak neredeyse direniş oldu.
Yazar, bunu anlatmak için en beklenmedik yolu seçiyor: Ateist, devrimci, küfürbaz bir şaire yazmak. Vladimir Mayakovski.
Peki İslamcı bir yazar, Tanrı’yı inkar etmiş bir şaire neden dert yanar?
Cevap basit: Mayakovski yalan söylemiyor. Zeki Bey'in aradığı da bu samimiyet.
Ve işte kitap orada cesurlaşıyor. Yazar, genel insanlığın yozlaşmasını anlatmakla kalmıyor, aynayı kendi mahallesine de çeviriyor: tarikatlara, şeyhlere...
Okur olarak bu mektuplarda sadece Rus Devrimi’ni ya da Lili'e olan o büyük aşkı değil; insanı içine çeken çok cesur bir dertleşme hikayesini görüyorsunuz.
İdeolojilerin insanı "merhamet ve adalet" paydasında nasıl birleştirebileceğini anlatan bu kısa ama çok sarsıcı eseri mutlaka okuma listenize eklemelisiniz.