bu âlemde edeb ayaklar altına düşürülmüştür de, dervişler edebi bulmak için eğerler başını yerlere. Lakin edeb, cennetten tevarüs, ona arșta olmak gerektir.
"Nasıl ki bedenin orucu varsa her bir uzvun da ayrı ayrı orucu vardır diyor erenler." Meğerki dudakların dahi orucudur süküt... İşitmezsen neyi söyleyeceksin. Söylediğini işitemeyene sağır diyorlar, ya işittiğini söyleyemezsen? Kelam edişiyle kıymete vurulmuyor dudaklar ne kelam ettiğinden sual ediliyor. "Ya aşktan konuş ya da sükût eyle" diyor erenler...
Sırr-ı süveyda... Kalbin orta yerinde bir kara noktadır der eskiler. Süveyda ki, zati lügatlerde kara diye yazılır. Kalbin tam orta yerindedir, gönlün merkezinde bir kara nokta. Sevda dahi bu noktadan zuhur eder, boy verir. Gönülde sevdanın mekânı burasıdır. Sırr-ı aşk ki, işte bir vakitler buraya gömülmüştür, süveydada gizli. Amma gönülden bilmeyene ne çare ki anlatacaksın aşk bahsini?