İlhan yeğen

İlhan yeğen
@Yegen80
Mimar mühendis
18 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
KUR'AN NURDUR IŞIKTIR Kur'an Müslümanım diyenler için nurdur ışıktır, çünkü karanlıklarda kalanın yolunu aydınlatır .. Adaletsizlik karanlığına batanlara adaleti gösterir yolsuzluk batağına saplananlara doğru yolu gösterir insanları hakir görenlere merhameti gösterir. Zulme haksızlığa cehalete yoldan çıkmışlara yolunu kaybetmişlere Nur olur ışık olur yol gösterir. Kur'an'ın nuru sırat-ı müstakim yoludur yani dosdoğru yoldur. Bu yol bizi adalete hakkaniyete aydınlığa medeniyete götüren yoldur. Bu yol Cennet yoludur bu yol erdemli insanların yoludur. Bu yol güzel insanların yoludur. Kur'an'ın nuruyla aydınlananlar yollarını kaybetmezler şaşırmazlar sapıtmazlar azıtmazlar şımarmazlar. Bu yol insanı selamete götürür bu yol insanı Allah'ın rızasına götürür bu yol insanı insanı Kamil yapar Bu yol insanı iyilik makinesi haline dönüştürür bu yol insanı merhamet timsali yapar o yol insanı örnek insan yapar. Zulüm karanlığında olanları aydınlığa götüren bu yol mazlumlar için kurtuluş yoludur. Kur'an ışığı ile aydınlanmayan yürekler karanlığa batar zulme batar adaletsizliğe batar nobran olur zalim olur devletin malına el uzatan bir hırsız olur. Müslümanım diyen her bireyin Kur'an'ın nurundan Kur'an'ın aydınlığından istifade etmesi gerekir Kur'an'ın manasını bilmeyenler Kuranın Nurundan ışığından faydalanamaz aydınlanamaz onlar karanlıklarda kalmaya mahkumdurlar.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde doktorlar sahte rapor vermez. Mektebe gelmeyen talebe hastaydım diye yalan söylemez. Kadınlar ve erkekler aşkı, millet ve vatan duygularından üstün tutmaz. Sancak kutlanır ve saygı görür. Bayrak katlanmak için bile yere konmaz. Ecdat mezarlarında hayvanlar otlamaz ve hele fahişeler ve yabancı kan taşıyanlar orada zina yapacak kadar müsamaha göremez. Millî şuur, bir milletin, kendini duyması ve bilmesidir. Hem duyguya hem de düşünceye dayanan millî şuur, bir milletin mânevî kuvvetlerinden en önemlisidir. Milletlerin hayatını koruyan dört savunma hattından en geride olanı yâni sonuncusu ve en mühimi millî şuurdur. İnsan uzviyetinin akciğer, karaciğer, kalp ve beyin nasıl dört önemli organı ise, bir milletin de ordu, bağımsızlık, dil ve milli şuur, dört büyük kalesidir. Bir millet, ordusunu kaybedebilir. Bağımsızlığını da kaybedebilir. Fakat, dilini sakladıkça, o millet yaşıyor demektir. Dilini kaybeden bir millet ölmüş sayılır. Buna rağmen bir millet, dilini zorlayıcı sebeplerle kaybettiği halde, milli şuuruna sahipse, o millet kendisine zorla kabul ettirilen yabancı dile rağmen, gerçek kişiliğini bilir ve günün birinde bu millî şuur sayesinde, öz dilini yeniden öğrenerek gerçek benliğine döner. Bunun en güzel örneği Lehistan Türkleridir. Türkçe’yi yüzyıllardan beri unutup Lehçe konuştukları halde Türklüklerini unutmamışlardır ve günün birinde Türkçe konuşacaklardır. Millî şuurun uyuşuk ve uyanık olması, milletlerin yaşama kabiliyetleri ile orantılıdır. Millî şuurun uyanık olduğu yerlerde, yabancı unsurların borusu ötmez. İdâre işlerinin başına önemli yerlere yabancı soydan kimseler gelemez. Orada “bilim”, “milli menfaatin” emrindedir. Bilim, bilim için değil, milletin büyüklüğü ve şânı içindir.
Şeytanın şerrinden sana sığınırım ya Rabbi deyin, işlerinize Bismillah ile başlayın, Allah için “kün fe yekün” ne ise, İhlas ile söylenen Bismillah odur. Bismillah bereketin, bolluğun, sağlığın, şifanın, huzurun, mutluluğun vb. gibi tüm güzelliklerin anahtarıdır. Güne Bismillah ile başlayanlar, günü güzel bitirirler. Bismillah ile başlamayanlar ise bir bereketsizliğin, bir uğursuzluğun olduğunu anlarlar ama nereden geldiğini bilemez, anlamlandıramazlar. Bu nasipsizliği Resulullah sözleriyle anlamlandırmıştır. “Meşru işlerin her hangisi olursa olsun, Besmele-i şerife ile başlanmazsa nasipsiz, güdük (hayrı kesik) olur.” (Münâvî) Bismillah diyerek kâinatın içindeki yerini alan bir kişi elbette ki sonsuz bir güce dayanacak, bitmez ve tükenmez bir bereket kaynağı bulacaktır. Bismillah demeyen bir kişinin işleri ise hayırsız olacaktır. Bismillah bir adımdır, yolculuğun başlangıcıdır. Bu yol, bu yolculuk Allah’a kadar uzanır. Bismillah’ın açamayacağı kapı yoktur. Maalesef Bismillah hayatımızdan çıktı, Bismillah hayatımızdan çıktıktan sonra da işlerimiz güçlerimiz zorlaştı, bereketsizlik, uğursuzluk üzerimize çöktü. Çoğumuz artık Bismillah demeyi unuttu, biz unuttuğumuz için çocuklarımıza da Bismillah’ı öğretemedik. Çocuklarımız asileşti, bir bereketsizlik, huzursuzluk, mutsuzluktur gidiyor. Bizim acele, öncelikle, vakit kaybetmeden Bismillah’a geri dönmemiz gerekir...
İtiraz, isyan, şikayetle musibeti karşılarsanız azaba döner. Sabırla ve kabulle karşılarsanız da hem Allah’a yaklaşırsınız hem de musibetlerden daha çabuk kurtulursunuz. Kural şudur, iyilikler kötülükleri giderir, nimetler şükürle korunur. Musibetler, şikâyet, isyan ve itirazla artar... “Allah’ın rahmeti iyilere/iyilik yapanlara her zaman yakındır.” A’raf, 56 “Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir.” Hud, 114 Siz kendinizi eğitmezseniz, düzeltmeye uğraşmazsanız, musibetlerle eğitilmek ve düzeltilmek zorunda kalırsınız. Her şey aslında sizin iyiliğiniz, sonsuz yaşamınız içindir. Hikmet kurallarına uyarak kendini, nefsini eğitip, düzelten kişiyi kader musibetlerle ıslah etmez. Allah cc hidayetiyle tecelli eder. Sen değişmeden başına gelen olaylar da değişmeyecektir. Nimetler seni azdırıyorsa, artık dua edemiyorsan, ibadetlerini aksatıyorsun bil ki o nimetler musibete dönüşecektir. Allah cc buyurur ki, “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur.” Neml, 40 “Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.” Hud, 117 “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Al-i İmran, 165 “Başlarına kendi işlediklerinden ötürü bir musibet çattığında.” Nisa, 62 “Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de ‘Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve müminlerden olsaydık’ diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.” Kasas, 47 “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” Şura, 30 “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.” Nisa, 79 “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir
Tüm insanlığın yapması gereken mücadele nefsiyle, yani kendisiyledir. Dikkatle inceleyip, dikkatle bakarsanız, tüm insanların kavgasının kendisiyle olduğunu görür, anlarsınız. İnsanlar, asıl kavganın, kendileri ile olduğunu bilmediklerinden dolayı başkaları ile kavga ederler. İçlerindeki öfke dışa akseder. Bu öfkelerini de genellikle en yakınlarına boşaltırlar. Bu hareket aslında içlerindeki kavganın dışa vurumudur. İnsanın kavgası nefsini kontrol altına alana kadar bitmez. Nefsini kontrol altına alırsa iç kavgası biteceği gibi diğer insanlarla da kavgaları yavaş yavaş sona erer. İç barışı sağlayan dış barışı da sağlar. Bir insan kendini yani nefsini kontrol altına alamamışsa o insanın sohbeti lüzumsuz ve boşunadır. İnsan kendini kontrol altına almadan kimseyi alamaz, sohbeti kalbe hitap edemez ve bir kulaktan girer diğer kulaktan çıkar. İnsanın iç çatışmaları ergenlikte başlar, kimisinde ruh baskın olur kimisinde nefs ve bu hallerde ergenlikten çıkar. Kimisi de ergenliğe girer, bir daha çıkamaz işte en tehlikeliler bunlardır. Bunların kendileri ile olan kavgaları hiç bitmez......