“…en büyük çabayı da bu bitkinlikten kurtulmak için harcıyordu. Yüreğindeki kaygı ise tininde artakalan güçleri, canlılığı ve zihnini kemiriyordu; çevresiyle muhabbeti kesildi, gün geçtikçe kederleniyor, kederlendikçe de başkalarına karşı daha da anlayışsız oluyordu.”
“…uzaklarda şifa bulmak için yola koyulan bir hastayla alay eden, soluksuz kalan bir yüreğin, vicdan azabından kurtulmak ve ruhunun acılarına bir son vermek üzere kutsal mezara varan bir yolculuğa çıkmasını hor gören kimseler umarım ki alçakça bir son bulurlar. Sarp bir yolda tabanlarının bastığı her adım, bu kaygı dolu ruh için bir damla dermandır ve yolculuğa dayanabildiği her gün bu yüreğin soluk almasını sağlar. - Ey siz yumuşak döşeklerinde oturan sözcük tüccarları, buna delilik demeye hakkınız var mı? -Delilik! … Sen ki bütün yaratılışı seven Tanrı, insanı yoksul yarattın, niçin ına bir de şu birazcık yoksulluğu, sana ve sonsuz sevgine duyduğu şu birazcık güveni elinden alacak kardeşler verdin!”
“ - “Yani bir zamanlar mutlu muydun?” diye sordum. -“Ah, keşke yine öyle olabilsem!” dedi. “O kadar iyiydim ki, o kadar neşeli, sudaki balık gibi kaygısız!” “