Doğrusu, tam olarak onun istediği de buydu zaten: Yeni dünyalar tanımak. Piramitlere hiçbir zaman varamayacak olsa da tanıdığı bütün çobanlardan çok daha uzaklara gitmişti şimdiden.
Cebinde tek metelik yoktu, ama hayata olan inancı tamdı. Önceki akşam, okuma alışkanlığı edindiği kitaplardaki kahramanlar gibi bir serüvenci olmayı seçmişti.
Küçücük bir bedenin çektiği acıları, masumiyetini anlatan bir kitap...
O acılara, umuda, sevgi ve şefkat açlığına, yoksulluğa ağlayacağınıza o kadar eminim ki... Ama okumalı en çokta böyle kitaplar okumalı çünkü içimizdeki iyilik böyle çıkacak ortaya, sevgiye ihtiyacı olan insanları görme, tanıma şansı verebilir böyle kitaplar bizlere...
Çocukla çocuk olmalı...
Zeze'lerin Portuga'sı olmalı...