“Bu öyle bir sarhoşluk idi ki ellerini hissettiğim her anda mutluluk ile birlikte bir de acı duyuyordum. Mutluluğum vuslattan, acım ayrılık düşüncesinden idi. Bazen bu ayrılık endişesinden vuslatın tadını bile çıkartamaz, azabım sevincimi kovardı. Aşk zaten bu demekti. Vuslatı isteyen aşık ayrılığa hazır olmalıydı.”
“Tanıyor, biliyor ve susuyordum. Kazananların kaybettiğini, yok edenlerin yok olduğunu, doğanların öldüğünü görerek susuyordum. Efendim Fuzuli’nin sözlerinin haklı çıktığına, bilginin bir dedikodu kıskacı olduğuna, her ne var ise aşkta var olduğuna, zihnin önünde kalbin durduğuna, gönlün akla galip geldiğine tanıklık ederken daha iyi görebiliyor, anlıyor ve yine susuyordum. Yüreklerin Allah’ın elinde olduğunu bilerek susuyordum.”
“Bende Mecnundan füzun aşıklık isti’dadı var
Aşık-ı sadık benim Mecnun’un ancak adı var.”
Fuzuli
(Bende Mecnun’dan da öte bir aşıklık yeteneği var. Gerçek aşık benim ama Mecnun’un adı çıkmış bir kere!..)