Allah, İsrail'i doğrudan yok etmez; senden adım atmanı, senin eliyle adaletini tesis etmeni ister. Çünkü O, kullarının tembelliğine değil, niyetine ve cesaretine yardım eder. Sen oturup 'Allah yapsın' dersen, Rabbine iş buyurmuş olursun bu hem edebe, hem tevhide aykırıdır.
Dua, bir emir değil, bir yakarıştır. Dua, tembellerin değil, azmedenlerin dilinde makbuldür. Müslümanız diyorsunuz ama Müslüman, Allah'ı en önce tanıyan, O'nun sünnetullahına boyun eğendir. Allah Kur'an'da açıkça buyurur: 'Siz onlarla savaşın ki, Allah onları sizin ellerinizle cezalandırsın.' (Tevbe 14)
Yani Allah adaleti indirir ama kılıcı senin eline verir. Cesareti senin kalbine, hükmü ise kaderin akışına yazar. Oturduğun yerden beddua etmekle değil; ayağa kalkıp sorumluluk almakla mü'min olunur."
Yerli olmayan bir eğitimle geçmişle bağı kopartılan belleksiz bir nesil yetiştirildiği için yüzyıla yakın bir süreçte kültür tarihimiz, kendi kültürel değerlerimiz açısından en kurak, en yoksul dönemini yaşamaktadır.
Bizim kültürel değerlerimizin kaynağı İslâm'dır; bütün anlamını İslâm'dan alır ve hayatın o anlam çerçevesinde düzenlenmesini ve o anlam çerçevesinde yaşanmasını önerir bize. Dolayısıyla İslâm, ilga ve mülga edildiği için İslâm'ı bilmeyen nesiller hâkim olmuştur bu döneme.
Arif Ay - Bir Dava Adamı Nurettin Topçu ( İnceleme yazısından)
Her daim kainatı ve kitapları okuyan nitelikli okuyucunun, ramazanın bir insanda oluşturmayı düşündüğü fikri, ruhi, fiziki değişiklikleri kavrayıp buna uygun bir okuma listesi oluşturmaması düşünülemez. Zira insanı etten ve kemikten müşeşekkil bir varlık olmaktan çıkarıp şahsiyet olmasını sağlayan, temsil ettiği düşünce ve fikirdir. İlk emri ''Oku'' olan bir dinin temsilcilerinin kitap okuma geleneğini devam ettirmemeleri düşünülemez.
Tayfur Esen.