Hakikat ruhumuzun kulağına fısıldayarak der ki:boş durma insanoğlu,imânını imtihan ettir.İbrahim ol,inkârların ateşine bulan,ama yanmamak şartıyla insanoğlu.Yusuf gibi eşyanın karanlığına in ve orada da Allah’ı anmayı unutma.El kervanlarına katıl,düşünce ve sanat oymaklarını kelebek gibi değil,arı gibi dolaş,karınca gibi bilgi harmanlarını arşınla.Tâ çıktığın noktaya döndüğün zaman mâna gelini kendini sana teslim edinceye kadar.
"Evet, bütün hakiki saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet, elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır. Onlar, onsuz olamaz. Cenab-ı Hakk’ı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envara, esrara ya bi’l-kuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakiki tanımayan, sevmeyen nihayetsiz şakavete, âlâma ve evhama manen ve maddeten müptela olur."
Kendinizi huzur içinde olmadığınız için bağışlayın.Siz huzursuzluğunuzu tamamen kabullendiğiniz anda,huzursuzluğunuz huzura dönüşür. Tamamen kabul ettiğiniz herhangi bir şey sizi ona,huzura kavuşturacaktır.Bu teslimiyet mucizesidir. Siz olanı kabullendiğinizde,her an en iyi andır. İşte bu aydınlanmadır.