Ulaş

Ulaş
Ruhuma uzanıp da dokunabilen el.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Vampirin kan emmesiyle ilgili özellikleri çesitlidir. Kan içme veya kan emme, insan eti yemekten veya diğer bir deyişle yamyamlıktan ve dolayısıyla ölümden farklı bir korku ve tehlikeyle de ilgilidir. Vampir öldürmeyebilir. Albastı ve yalmavuz her gün gelip kanını emer. Cadı veya obur Cumartesi günleri mezarından çıkamaz ama diğer günler gelip kişilere saldırabilir. Burada vampir tipinin sürekli veya devam edebilen / sürebilen / zamana yayılabilen bir tehlikenin, sömürünün ve korkunun sembolü olduğunu görebiliriz. İçgek veya emegen adlarında da gördüğümüz üzere bu varlıklar içme veya emme eylemini bir alışkanlık haline getirmişlerdir ve uzun süre veya sürekli yapmaktadırlar.
Türk kültüründe vampir olarak kabul edebileceğimiz mitolojik varlıklar mitler, destanlar, halk inançları, efsaneler ve masallarda vardır. Vampir kelimesinin kökeni Türkçedir. Kırım, Batı Sibirya ve Balkanlarda yaşayan Türklerin dilindeki upir ve benzeri ifadeler batıdaki vampir kelimesinin kökenini teşkil etmektedir. Türkçenin ve Türk kültürünün en eski dönemlerinden ve yaşadığı yaşatıldığı tüm coğrafyalarından gelen birikiminde geçmişten günümüze ve dört yöne doğru, kan içen olağanüstü varlıklarla ilgili tasavvurlar mevcuttur. Batının vampir tasavvurlarında gerek halk anlatılarında gerekse kurgusal edebi metinlerinde, mesela Drakula, Türk kültüründen izler mevcuttur. Özellikle Batı Sibiryada ve Balkanlarda yaşayan Türk boylarından, Türk kültüründeki obur (upir) ve cadı ile ilgili tasavvurlar batıya aktarılmıştır. Vampir kelimesinin batı dillerinde ilk ortaya çıkış tarihi ve özellikle obur/upir ve benzeri ifadelerin Türkçedeki eskiliği bu bilgiyi güçlendirmektedir.
Obur
Karaçay-Malkar Türklerinin mitik tasavvurlarına göre oburlar bebeğin beşiğine kanını içmek için gelirler. Mahti Curtubaylani'nin verdiği bilgiye göre Karaçay-Malkarlarda oburu tanımak için yedi verden alınmış su bir tasa konulmalı ve bu tas bebeğin başucuna içine eritilmiş kurşun dökülerek bırakılmalıdr. Daha sonra soğuyan kurşunun yüzüne bakarak bebeğin hangi oburdan korktuğu, oburun hangi kılıkta (yalan, cüce, kedi) ve kime ait olduğu öğrenilir. Bebeğin oburla ilgili rahatsızlığını sağaltmak için o obur bulunup, dua ettirilip bir şişeye tükürmesi sağlanır. Duası "Calla, calla, callavan / Sen ketgin, kart maravan!" şeklindedir. Eğer obur kabul etmezse, yaşlı bir kadına gidilip sağaltım için yardım istenir. Bu sağaltımın yöntemine göre ise sarımsak, tereyağı, kükürt ve kök boya yaprağı denilen ot karıştırılır ve yedi gün boyunca her sabah bebeğin tenine sürülür. Böylece obur bir daha bebeğe musallat olamaz.