Bir hastalık, Oblomovculuk! Yatağa yat ve hiç kalkma. Misafiri karşıla, dostun ile bir iki çift laf et (genellikle dinle) hatta yemeğini ye. Bu tembellik değil, hayır. Tembelliğe böyle bir rütbe verilemez, bunu hak etmez. Bu bambaşka bir şey. Alışkanlık değil, kültür değil, büyüme tarzı değil. Hareketsiz, monoton bir yaşam. Rahatlığa bağımlılık gibi. Aşkın bile ancak bir süre kilit altında tutabildiği çok inatçı bir kanser. Kesip attım sanıyorsun ama o orda dinleniyor, zayıf bir anını bekliyor. Tıpkı giyilmediği için kaldırılan bir robdöşambr gibi. Zamanı geldiğinde artık yeniden içindesindir. Oblomovculuk!