Rönesans dönemi insanı, duyularını ve aklını kullanma cesaretini kazanır. Gördüğüne ve duyduğuna inanmaya, itibar etmeye başlar. İnsan aklının belli bir kısmını dünya üzerinde olup bitenleri açıklamak üzere kullanır. Ancak aklın bu araçsal, dünyayı aydınlatan rolü de zamanla bir aşırılık, sofuluk şeklini almıştır. Aynı zamanda kurumlaşmış bir kapitalizmin ve onun özellikle protestan yorumunun getirdiği bir sofulaşmadır bu.
Dünyevilik bir bakıma dünyaya ve dünyanın açtığı her türlü yabaniliğe karşı bir tanışıklık ve hazır olma anlamına da gelir. Böyle bir tavır, dünyayı tüm farklılıklarıyla kabullenmenin ve ona sahip çıkmanın doğrudan bir sonucudur ama bu sahip çıkmadır sömürgeci düşleri de besleyen.