“Hüzün, insanın zayıflığı değil; kalbin inceliğidir. Herkes acıya dayanabilir ama herkes hüznü taşıyamaz. Çünkü hüzün, yaşanmışlığın sessiz tanığıdır; ne bağırır ne isyan eder. İnsan en çok, kelimelerin yetmediği yerde hüzünlenir ve o hüzün, zamanla bir yaraya değil, bir anlayışa dönüşür. Bu yüzden hüzün, insanı karartan bir karanlık değil; içini derinleştiren bir gölgedir.”
Olgunluk, artık başkalarının seni tanımlamasına izin vermediğin bir iç duruştur. İnsan, alkışa ihtiyaç duymadığında değil; alkış gelse bile ona tutunmadığında olgunlaşır. Çünkü başkalarının onayıyla ayakta duran bir benlik, en küçük sarsıntıda yıkılır.”