“ Sonra sustum. Köklerini elleri ile yerin altından çekip yanında sürükleyen bir ağaç gibi gezindim. Bu kökleri nereye salacaktım. Uygun toprak, yeterli su, güneş ışığı yan yana gelemeyen unsurlardı. Bu kökleri nereye salacaktım. İçimde büyüyen bir boşluk, dışımda büyüyen bir karanlık vardı. Bu kökleri nereye salacaktım. Bu çürümüş ağaç kokusuna, bu keskin nem çağıltısına, bu yerini arayan ıssız karaltıya daha ne kadar sarılacaktım. Bu kökleri nereye? ”
“ — Yâr neredeyse baş köşe orasıdır demişler, noktayı koymuşlar beyim.
— Köle olarak kalın diye koymuşlar o noktayı.
— Hayır, ilah olarak kalmayalım diye koymuşlar. ”
“ Hikâye üzerine hikâye yazmak iç disiplin kurallarına aykırı. Yani bir şeyin varlığını bilirken o yokmuş gibi davranıp rahat rahat hareket edemezsiniz değil mi? ”