Ysnldz

“Bir kişi hayatında onu etkileyen şeyleri ne kadar bastırırsa, yönelimine ve bu yönelimlerin sonuçlarına daha da bağımlı hale gelir. Zihnini saf bir şekilde çalışmaya zorladığında ise kendine tanımak için izin verdiği dünyanın bazı gerçeklerini bastırır...”
Sayfa 63·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir kişi içsel yabancılaşma ve saldırganla özdeşleşme ile derinden zarar görür. Bu şekilde kendini adamış olan bir birey boyun eğmeyi, yabancılaşmayı, zulmün kimliğini, yani kendi itaatini algılayamaz. Çünkü bu daha önce de belirttiğim gibi, saldırganın varlığını güvence altına almak için empoze ettiği itaat emrinin ihlali olacaktır.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Boetie, Ferenczi’nin ondan 400 yıl sonra kökenlerini çocukluğumuza bağladığı saldırganla özdeşleşmenin politik sonuçlarına işaret ediyor. “'Zalilim etrafı, her zaman onun ve onun yapacağı iltimas için peşinde dolanıp ona yalvaran ve dalkavukluk eden insanlarla çevrilidir; sadece onlara emredileni yapmakla yetinmezler, aynı zamanda düşüncelerini önceden tahmin edip onu mutlu etmek için çaba göstermelidirler. Ona itaat etmeleri yeterli değildir; hoşuna gitmeliler, kendilerini onun hizmetinde parçalamak, heba etmek zorundadırlar, kendi mizaçlarını zorlayıp zevklerine uymalı ve doğalarını inkâr ederek, sözlerine, seslerine, vizyonlarına ve gözlerine dikkat etmelidirler.”
Sayfa 58·Kitabı okudu
1550 yılında Etienne de la Boetie, benliğin yabancılaşmasının ve zalimin idealleşmesinin nereye gittiğini anlatıyordu Gönüllü Kölelik Üzerine Bir Söylev kitabında: “Bu defa bu kadar çok insanın, köyün, şehirlerin ve ulusların ona verilen güçten daha fazlasına sahip olmayan bir tiranı beğenebilmesinin mümkün olup olmadığını araştırmak istiyorum. Bir tiran düşünün ki insanlara sadece onların tahammül edebilecekleri kadar zarar verme gücüne sahip ve istedikleri zaman susturabildikleri bir kişi olsun. Milyonlarca insanı sefil hizmetçiler ve boyunduruk altında tutulması gerekenler olarak görmek şaşkınlıktan çok hüzün gerektirir...”
Sayfa 58·Kitabı okudu
Kişinin kendi köklerini kaybından doğan güçsüzlük, kişi itaate tabi tutulduğu için, güç ve iyiliği her şeyin üzerinde tutma dürtüsünü uyandırır. Fakat bu, kişinin kendinden uzaklaşmasına ve yabancılaşmasına yani Neumann’ın belirttiği gibi ölüm dansıyla sonuçlanan bir döngüye yol açar.
Sayfa 56·Kitabı okudu