Spinoza kendi antropolojik-ahlâkî sistemi içinde "sevince" çok ağırlıklı bir yer verir. "Sevinç, insanın az mükemmellikten, çok mükemmelliğe ilerleyişi ve geçişi, üzüntü ise çok mükemmellikten, az mükemmelliğe doğru gerileyişidir"
İnsan doğasına ters olan tutkular, insanların sorunlarına onlara uygun çözümler getirerek, bireyleri güçlendirmek ve geliştirmek yerine, kişilerin er veya geç eksik ve yetersiz kalmalarına yol açarlar.
Kazanç-Kâr-Mülkiyet temelleri üzerine kurulu bir toplumun, sahip olmak eğiliminde bir sosyal karakter yaratacağı kesindir. Bu davranış biçiminin yaygınlaşıp, çoğunluk tarafından kabul edilir olmasından sonra, toplum dışına atılmaktan ve yalnız kalmaktan korkan bireyler, kendilerini çoğunluğa uydurmak zorunda hissetmektedirler.
Toplumda ki, zarar vermeye ve kendilerini feda etmeye hazır insanların çokluğu, toplum düzeninin yanlış kurulmuş olduğunun bir kanıtıdır. Bir çok değerli genç insanın, çaresizliklerine ve hayal kırıklıklarına tek çıkar yol olarak fanatizmi ve zarar vericiliği seçmiş olmak durumunda bırakılmaları çok acıdır.