Bir şey çıkarmak zordu dalgınlığından. Hangi kapının önünde dursa, gizlenen bir yalnızlığı açık etmiş gibi bir pişmanlıkla kıvranıyordu. İncecik bir kar yağıyordu gözlerini her kaldırdığında, uzak mı uzak bir geçmişe...
Bütün sözcüklerin gizini çözmüş de sesini verecek yer bulamadığı için her şeyi gözbebeklerine toplamıştı sanki. İncinmeyle anlamanın ebruli diliyle, dönüp gidiyormuş gibi bakıyordu...