Bilim, dini saf dışı etti. Pılını pırtısını toplatarak onu yaşam sahnesinin dışına itti, tapınaklara hapsetti. Kendisinin, onun ardılı olduğunu iddia etti: Mutluluğu, özgürlüğü, adaleti, olgunluğu, kurtuluşu, hak aramayı ve bilimsel ahlakı vaat etti!
Ebu Hanife, İslam imparatorunun başkadılık teklifini kabul etmediği için kırbaç yiyiyordu. O, halifenin üstünde bir otorite olması gereken ilmi, halifenin emrine vermemek için bu görevi geri çeviriyordu.
Kendi toplumundan dışarı çıkmamış, başka bir milleti tanımamış, farklı bir çevre, din, kültür, ırk,ahlak, edebiyat,sanat,felsefe,ve tarihi görmemiş, okumamış ve anlamamış, kendi çevresinde mahpus kalmış kimse şüphesiz kendisine ve sahip olduğu değerlere yabancıdır.
Bir sinek züccaciye dükkanını dağıtmak isterse buna gücü yetmez ama bir boğanın kulağına girerse boğa panikle o dükkanı dağıtır. O sinek bir batıl inanç, bir safsata veya ön yargıdan başka bir şey değildir. O boğa ise kafası boş cahil insanın ta kendisidir.