İnsan

8,7/10  (11 Oy) · 
34 okunma  · 
10 beğeni  · 
635 gösterim
İnsan yeryüzünde Allah'ın halifesi ve onun akrabasıdır. Diğer bütür varlıkların kendi emrine verildiği, irade sahibi olan, Allah'ın seçtiği yegane varlıktır. Yani yeryüzünde mutlak irade sahibi olan istediği herşeyi yapan Allah, kendi ruhundan insana üflemiştir. İnsan, iradesiyle yeryüzünde Allah'a benzer şekilde O'nun gibi hareket edebilir. Ancak O'nun kadar değil.

Hepsinden önemlisi de insanın balçık ve Allah arasında bulunması ve irade sahibi olduğu için de ikisinden birine meyletme serbestinin elinde olmasıdır. Özgürlük ve seçme hakkı insanın sorumlu olma zorunluluğunu da beraberinde getirir. Bundan dolayıdır ki İslam' göre insan, kendi alın yazısından sorumlu olan tek varlıktır.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2008
  • Sayfa Sayısı:
    328
  • ISBN:
    9789756004449
  • Çeviri:
    Şamil Öcal
  • Yayınevi:
    Fecr Yayınları
  • Kitabın Türü:
Musab Hamza Özel 
16 Oca 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

"İnsan"ın yaratılışı,yaşayışı,diğer varlıklardan farkı ve İslam'daki yeri kitapta ele alınan konulardan bazılarıdır.Ali Şeriati'nin bu kitapta çok önemli tespitlerinin olduğu kanaatindeyim.Kitapta etkilendiğim bazı yerler oldu.Ama ağır bir kitap olduğunun da altını çizerim..

Kitaptan 41 Alıntı

En şaşalı otellerde kalarak, en pahalı turlarla yolculuk yaparak ve bir milyon Müslüman arasında hepsinden daha seçkin ve daha ayrıcalıklı olarak mutlu bir hac ibadeti ifa eden kişi, inançta İbrahim, davranışta Nemrut gibidir.

İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 155 - Fecr)İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 155 - Fecr)

İnsan ile Allah arasındaki ilişkinin, karşılıklı bir ilişki olduğunu görüyoruz. Buna göre "kendini bilme" Allah'ı bilme ile eş anlamlıdır.

İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 99)İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 99)

Öyle görünüyor ki toplumsal yapı giriftleştikçe ve uygarlık düzeyi geliştikçe insan, özgürlüğünden bir şeyler kaybetmektedir.
Güçlü toplumların insanları gittikçe zayıflıyor. Yaşamın daha basit, medeniyetin daha ilkel olduğu primitif dönemlerde insanlar daha güçlü ve daha özgürdür. O günleri özlemle yad eden; insanı, çevrenin hakim belirleyiciliğine, sistemin ve medeniyetin zindanlarına hapseden, bu "toplum" denilen zindandan yaka silken ve feryat eden birçok şâir, yazar hatta büyük filozof da aynı duyguyu dile getirmektedir. En azından, Çin'de 6. ve 7. yy.'da yaşayan Konfüçyüs'ün hocası Lao Tsu'dan J. J. Rousseau'ya kadar bu özlem dile getirilmekte ve bu acı hissedilmektedir. Şimdilerde bu eğilim, "modern yaşamdan kaçış", doğaya, Charles Peggie'in deyişiyle özellikle gelişmiş toplumlarda çocukluk çağının günahsızlığına tekrar dönüş şeklinde kendisini göstermektedir. Ne var ki bu "samimî” bir yakınma olmakla birlikte yanlış bir tespiti de beraberinde taşımaktadır. Gelişmiş
toplumsal düzenlerin "zindan” olarak duyumsanması gerçekçi bir yaklaşımdır. Ancak ilkel dönemlerde yaşayan insanların daha özgür ve daha bağımsız olmalarına bakarak bu zindandan kaçıp doğaya sığınma düşüncesi doğru değildir. Çünkü kendimizi romantik duygularımızın pençesinden kurtararak medeniyetin eşiğinde bulunan ve toplumsal düzenin gelişmesinden ve
insan üzerinde otorite kurmasmdan önceki dönemlerde yaşayan insanın durumunu bilimsel bir şekilde incelediğimizde
açıklıkla göreceğiz ki o dönemde yaşayan insan, "toplum" zindanından kurtulmuş bir halde kendisini özgür ve bağımsız hissetmektedir. Fakat aynı insan doğa zindanına hapsolmuştur. Bu tutsaklık onun ruhuna, düşüncesine öylesine işlemiş ki kendi
tutsaklığını dahi hissetmemektedir. Kendi tutsaklığını duyumsamamak ise hem tutsaklığın kendisini, hem de tutsaklığın
mutlak zirvesini ifade eden bir tutsaklıktır.
Bu duygunun açığa çıkması, boğulma duygusu, tutsaklık duygusu, tutsaklıktan yakınma ve kaçma isteği, tutsaklıktan kurtulma arzusu, özgürlüğe giden bir çıkış yolu bulmak için verilen uğraşlar, tarihin, tekamül süreci içerisinde bugünün insanına armağan ettiği en ümit verici ve en yüce hazinelerdir. Başka bir
insanın, daha doğrusu gerçek ve olgun insanın doğuşunun ilginç işaretlerindendir. İnsanın özgürlük ve tutsaklık duygusu
bizzat özgürlük göstergelerinden birisidir. Tutsaklıktan ötürü acı çekmek özgürlüğe sancılanmaktır. Bugün verilmekte olan müjde "Allah kendi ruhundan Adem'e üflüyor...” "Adem, Rahman'ın suretinden yaratılıyor...” Allah'ın "Tabiatta O'nun halifeliğini yapacak bir varlık yaratma.. ülküsünün gerçekleşmesidir.

İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 204 - Fecr)İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 204 - Fecr)

Yani yeryüzünde ki en adi maddeden yaratılan insana Allah daha sonra başka bir şeyi değil, kendi ruhunu üflüyor.

İnsan, Ali Şeriatiİnsan, Ali Şeriati

Şefaat, bir kimseye benzemek ve onunla aynileşmektir. Şefaat, Ali veya Fatıma'yı istemek yani herkesin birini takip ettiği ve kendisine model aldığı bir hayatta onunlu özdeşleşmektir. Sen, zaman ve mekanda toplumun numunesi, örneği, mürşidi ve imamı olmuş kimseler arasından (cinsiyetine göre) bir kadın veya erkeğin takipçisi olur, kendini Fatıma veya Ali'ye benzetir, onunla arkadaş, dost ve dert ortağı olursun; bütün varlık boyutlarında, idealinde, ilminde, taraftarlığında, istikametinde, gidiş yolunda, olma şeklinde ve oluş durumunda ona dost ve yoldaş olursun; tek başına olan "kendisi” ile insanî bir çift oluşturursun.

İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 155 - Fecr)İnsan, Ali Şeriati (Sayfa 155 - Fecr)
5 /