OLSUN DA GÖR
O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör Seyreyle gülü bülbülü Çifter çifter aylar gökyüzünde Her gece ayın on dördü Kuşlar geçecek damların üstünden Kuşlar konacak dallara Kanat seslerini duyup uyanırlarsa Gene kuşlarla uyusun çocuklar Olanı biteni anlatma. Hiç görmediğim şey bu Kurdun gözü yılmış
Kendine haksızlık etme...
İnsanın kendine yaptığı en büyük yanlış nedir biliyor musun? Ona zarar veren insanların suçlarını üstlenmek ve yüklerini taşımaya devam etmektir. Düşünsene, bir insan sana zarar veriyor sonra da hiçbir şey olmamış gibi çekip gidiyor. Sen de o zararın faturasını ona inandığın için kendine kesiyorsun. Ve hatta hayatının geri kalanını o yükle yaşamaya çalışıyorsun. Hem hayallerini öldüreni serbest bırakıp hem de suçu kendin üstlenip bir de cezasını kendine ödetmek, insanın kendine yapacağı en büyük ve en acımasız yanlış olacaktır.
Reklam
Arkadaşlarını seçebilirdi belki, ama kendisini seçmemişti. Hattâ insan olmaya bile karar vermiş değildi.
"Kuşkusuz ki en büyük ön yargı;etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır. " Charles Bukowski
İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır.
"Sora sora Bağdat bulunur" sözü, bizim kültürümüzden çıkmış olsa gerek. Çünkü yollara gerekli işaretleri koyma gereğini duymamamızın bir nedeni olmalı. Bilinçli bir neden değil, ilişki kültürü içinde olayları algılama ve değerlendirmemizden kaynaklanan bir neden. Bizim kültürün temel "niyetliliği" insanların birbirine muhtaç olduğu bir dünya yaratmak. Her şeyin açık seçik belirgin olduğu, kurallara göre işleyen bir ortamda bu niyeti gerçekleştiremezsiniz. Yol işaretlerinin olmaması, insanları birbirine muhtaç kılar. " Sora sora Bağdat bulunur." Burada kritik farkındalık "sormak". Peki ya sorduğun kişi sana bildiğini söylemez ise. O zaman onu mutlu etmek zorundasın. Bu mutlu etmenin içine çoğu kere rüşvet de girer.
Reklam
İnsan həqiqətə çevirəcəyi bir xəyalı qalmadığı zaman ölür. Zirvə isə bütün xəyalların həqiqət olduğu yerdir. Bir yazarın zirvəsi şan-şöhrətdir. Bunu “zirvəyə” çatdıqdan sonra intihar edən yazarlar sübut ediblər.
Badem Ağaçları
"doğru, trajik bir çağda yaşıyoruz. Ama pek çok insan trajikle umutsuzluğu birbirine karıştırıyor. 'Trajik, mutsuzluğa indirilen zorlu bir tekme gibi olmalı,' diyordu Lawrence."
"İnsan, tanıdığını sandığı insanı kendine benzeterek tanır."
Reklam
Günaydın
“Umursamadığı bir kalbin kapısını, sırf meraktan çalmamalı insan.”
Nermin Yıldırım
Nermin Yıldırım
224 syf.
·
Puan vermedi
Zygmunt Bauman, farklı bir düşünür ve de sosyologtur. Her ne kadar kitap, Leonidas Donskis ile karşılıklı 'söyleyişlerinden' meydana gelmişse de, aslında Zygmunt Bauman'a ait düşüncelerin somutlaşması olmaktadır. Kitabın arkasındaki yazının çok iyi bir özet olduğunu da belirtelim: "Kötülüğe dair bir şey yok, ezelden beri
Akışkan Kötülük
Akışkan KötülükZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 202224 okunma
Zirâ dünya durulacak mekân, insan sığınacak liman değil Alıntı
Aşkın sadece gençlikte yaşanacağına inananlar! Hiç de öyle değil. Âşık olabilme yeteneğini insan hangi yaşta olursa olsun kaybetmez. İyi ki de kaybetmez.
Sayfa 14 - Kuraldışı Yayıncılık - 19. Baskı - SunuşKitabı okuyor
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.