Puan vermedi·128 syf.··
2026 12. kitabı
"Insan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?" "Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz." "Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?" "Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz." "İyi ya boş değildi kucağım." "Ama yandınız, kül oldunuz." "Ama vardım, kül bunun kanıtı." 12 Eylül'ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi... Yaşamın kıyısında seyirci olmaktan öteye gidememiş bir erkek... Birbirinin ışığıyla kamaşan iki ayna arasında parçalanan bir kadın... Başkasının gözünde nasıl göründüğünü, iki günlük üzerinden anlatan deneysel bir çalış-ma. Modern zamanların karmaşık insanlık halleri Ayfer Tunç'un usta kaleminden unutulmaz bir edebiyat şölenine dönüşüyor. Suzan Defter, daha önce öykülerinden biri olduğu Taş-Kâğı-Makas'tan azat olmuş, tek başınalığı hak etmiş bir eser.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,1bin okunma
4/10
·64 syf.··
2026 166. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:30
Karşılıksız aşkın ve saplantılı bağlılığın insan hayatını nasıl şekillendirebildiğini etkileyici bir şekilde anlatan kısa ama yoğun bir roman. Özellikle mektup formatı sayesinde okur, kadın karakterin yıllar boyunca biriktirdiği duygulara doğrudan tanıklık ediyor. Bununla birlikte romandaki aşkın zaman zaman gerçekçilik sınırlarını zorlayacak kadar abartılı işlendiğini düşünüyorum. Kadının hayatının neredeyse tamamını, kendisini çoğu zaman hatırlamayan ve gerçek anlamda tanımayan bir adama adaması, romantik olmaktan çok saplantılı bir bağlılık hissi uyandırıyor. Bu durum bazı okurlar için büyük bir fedakârlık örneği olarak görülebilirken, bana göre karakterin bireyselliğini ve yaşamını gölgede bırakan aşırı bir tutku olarak öne çıkmış. ""Ayrıca anlatım sırasında sevilen adama hitap ederken kullanılan "Sana", "Seni", "Sevgilim", "Sen" gibi kelimelerin sürekli büyük harfle yazılması da dikkatimi çeken bir nokta oldu. Bu tercih muhtemelen kadının gözünde adamın ulaşılamaz ve neredeyse kutsal bir yere konulduğunu göstermek amacı taşıyor. Ancak bana göre bu vurgu bir süre sonra duyguyu güçlendirmekten çok gereksiz bir abartı hissi yaratıyor. Zaten metnin duygusal yoğunluğu oldukça yüksekken, bu tür yazım tercihleri anlatının doğallığını zaman zaman zedeliyor."" Yine de tüm eleştirilerime rağmen roman, insan psikolojisini ve tek taraflı sevginin yıkıcı etkilerini başarılı biçimde ele almış. Özellikle aşkın romantik yüzünden çok, insanı tüketebilen ve hayatını tek bir kişiye indirgemesine neden olabilen karanlık tarafını göstermesi açısından oldukça enteresan buldum..
Alıntı
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Kızıl Panda Yayınları · 2021266,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·400 syf.··
2026 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:43
Dün dışarıda daha ılık bir hava vardı. Ağaçların hışırtısı, toprağın kokusu ve börtü böcek arasında bir günü daha geride bırakırken düşündüm. "Sözcükler olmasaydı yaşamım eksik olurdu." Belki de yüreğim zamanın içinde gezinmeyi seviyor. Çünkü yaşam yalnızca bugün yaşananlardan ibaret değil, geçmişle şimdiyi aynı kalpte buluşturan uzun bir yolculuk... Öner Yağcı'nın Kir kitabını büyük bir zevk ve merakla okudum. Yazar, Alevi-Bektaşi kültürünü öyle canlı ve etkileyici anlatılıyor ki, okurken yalnızca bir roman okumuyor, nerdeyse başka bir zamanın içine giriyorum. Örneğin, çiğdem şenliğini ilk kez bu kitap aracılığıyla öğreniyorum. Hıdırellez kutlamalarını anlattığı sırada bir an kendimi o yüzyılda yaşamış gibi duyumsuyorum. Özellikle cem sırasında söylenen deyişler, aşıkların bağlama eşliğinde söyledikleri sözler beni çok etkiliyor. İnsan kimi kez bir ezgiyle ya da sözle yüzyıllar öncesine yolculuk edebiliyor. Kitaptaki cem betimlemeleri yalnızca bir ibadeti değil, aynı zamanda ortak yaşamı, dayanışmayı ve kültürel belleği de anlatıyor. Alevi geleneğinde insanların önce birbirinden rıza alması, ardından kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı olmaksızın herkesin “can” kabul edilmesi bana oldukça anlamlı geliyor. Herkesin eşit görülmesi, birlikte ibadet edilmesi ve 12 hizmetin belirli sorumluluklarla yürütülmesi, güçlü bir toplumsal düzen ve dayanışma duygusu taşıyor. Araplar, Türklerin anayurdu olan Orta Asya’yı işgali sırasında cami ve namazın dışındaki ibadetleri yasakladığı için cem gizli yapılıyor. Kadın erkek bir arada ibadetin Arap kültüründe olmamasından, yaşamın her alanında olduğu gibi ibadette de erkeğin yanında bulunan Türk kadınını kendi değerlerine göre yargılayan, kadını sadece zina aracı olarak düşünen Araplar bu olayı farklı yorumluyor. "Mum söndü" iftirası,
Edebiyat
KirÖner Yağcı · Cumhuriyet Kitapları · 20095 okunma
Oda Oda Yalnızlık
Puan vermedi·223 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 09:46
Memduh Şevket Esendal’ın o her zamanki sakin, iddiasız görünen ama insanın içine işleyen anlatımıyla kaleme aldığı Ayaşlı ile Kiracıları, sadece bir dönem romanı değil; bir çatı altında toplanmış onlarca kırık dökük hayatın, yalnızlığın ve geçip giden zamana tutunma çabasının hüzünlü bir resmi. ​ ​Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda kulağınıza büyük laflar fısıldamazlar ama göğsünüze geçmeyecek bir sızı bırakırlar. Memduh Şevket Esendal’ın Ayaşlı ile Kiracıları benim için tam olarak böyle bir kitap. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Ankara’da dokuz odalı bir apartman dairesinde yolları kesişen insanların hikayesi bu. İlk bakışta neşeli bir curcuna, bir memleket panoraması gibi görünür. Ama odaların kapıları birer birer kapanıp herkes kendi yalnızlığıyla baş başa kaldığında, o kalabalığın içinden kesif bir hüzün yükselir. ​Esendal’ın dili o kadar duru, o kadar zahmetsiz ki, insan bu sadeliğin ardındaki derin kederi ilk başta fark edemiyor. Romanı okurken kendimi o dairesinin loş koridorlarında yürürken buldum. Her kapının arkasından bir iç çekiş, bir pişmanlık ya da umutsuz bir bekleyiş sızıyordu. Ayaşlı İbrahim Bey’in o kaba saba ama aslında hayatın sillesini yemiş çehresi, Şefik Bey’in geçmişin ihtişamına tutunmaya çalışan zavallılığı, Faika’nın savruluşu... Hepsi bir yerlerden tanıdık, hepsi içimiz kadar yaralı. ​Kitapta beni en çok sarsan şey, karakterlerin hayata karşı takındıkları o çaresiz kabulleniş oldu. Şu satırlar, insanın içindeki o bitmek bilmeyen eksiklik hissini ne güzel özetliyor: ​İnsanlar birbirlerine ancak belirli bir yere kadar yardım edebilirler, ondan ötesini herkesin kendi başına taşıması gerekir. ​Bu cümle üzerinde günlerce düşündüm. Ne kadar kalabalık olursak olalım, ne kadar sevilirsek sevilelim, günün sonunda o dokuz odalı
1000Kitap
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,3bin okunma
​ VAKA DOSYASI NO: 06 | Günahkar
8/10
·416 syf.··
2022 11. kitabı
Suç Mahalli: Karlar altında, dış dünyadan tamamen izole edilmiş, kutsal ama bir o kadar da tekinsiz bir mekan: Işık Leydisi Manastırı. Kurbanlar: Manastırın duvarları arkasında vahşice saldırıya uğrayan biri gencecik, diğeri yaşlı iki rahibe. Soruşturma Ekibi: Mantığıyla hareket eden Dedektif Jane Rizzoli ve bu kez adli tıp masasında hayatının en sarsıcı, en kişisel sırlarıyla yüzleşecek olan Dr. Maura Isles. Edebi Dedektif Raporu: Kutsal olanın arkasına gizlenen günahlar, her zaman en karanlık olanlarıdır. Tess Gerritsen bu kez bizi alışılmış şehir cinayetlerinden çıkarıp, sessizliğin ve inancın gölgesindeki bir manastıra hapsediyor. Günahkar, sadece katilin kim olduğunu arayan bir polisiye değil; sessizlik yeminlerinin, saklanan hamileliklerin ve uluslararası büyük sırların adli tıp masasında tek tek anatomiye döküldüğü devasa bir bulmaca. Dr. Maura Isles’ın otopsi masasında genç rahibenin bedeninde bulduğu o ilk şoke edici delil, kurguyu bambaşka bir boyuta taşıyor. İnanç, tıp ve insan doğasının en çiğ çıkarları karşı karşıya geliyor. Gerritsen’ın bu kitapta Maura’nın eski eşini hikayeye dahil ederek onun o soğukkanlı, "Ölüler Kraliçesi" maskesinin altındaki insani kırılganlığı göstermesi ise karakter derinliği açısından seriyi bambaşka bir yere koyuyor. Karar: Beyaz karların üzerinde kırmızı bir kan lekesi gibi duran, atmosferiyle insanı üşüten ve sır çözüldükçe insan doğasından bir kez daha tiksindirici gerçekler çıkaran çok güçlü bir halka. Kutsal duvarların arkasındaki bu günah zinciri hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Maura Isles’ın bu kitaptaki kişisel yüzleşmeleri karaktere olan bakışınızı değiştirdi mi?
GünahkârTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20127,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 8. kitabı
Kitap tamamen dram üzerine kurulu ve bu yönüyle zaman zaman yorucu olsa da oldukça etkileyici. Travmaların insan hayatını nasıl şekillendirdiğini ve geçmişte yaşanan olayların yıllar geçse bile bizimle birlikte büyüdüğünü çok iyi gösteriyor. Eserde aile bağlarının ve yetiştirilme tarzının insanın geleceği üzerindeki etkisi açıkça görülüyor. Ancak kitap aynı zamanda bu döngünün kırılabileceğini de hatırlatıyor. Aksi halde aileden gelen olumsuz kalıplar nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. Sonuç olarak hayatın kontrolü yine insanın kendi elindedir. Geçmişe bağlı kalmak hem bugünü hem de geleceği olumsuz etkiler. Yaşananları kabullenip ders çıkarmak ve hayata devam etmek gerekir.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,3bin okunma