... çünkü burada yokum ben. Yüzüm yok. Başkalarının yüzleri var; Susan’la Jinny’nin yüzleri var. Onlar buradalar. Onların dünyası gerçek dünya. Kaldırdıkları şeyler ağır. Evet, diyorlar, Hayır, diyorlar; oysa ben yer değiştiriyorum ve değişiyorum ve bir saniyede içim okunuyor.
Saçlarıma beyaz bir kurdele bağlayacağım, avludan sıçrayarak geçerken kurdele bir anda çözülecek, ama boynuma dolanacak, tam yerine oturacak. Saçımın tek bir teli bile bozulmamalı.
Kalbim sertleşiyor; iki kenarlı bir törpü gibi sürtünüyor yan tarafımda: Bir kenarı, onun görkemine hayran olmam için; öteki, onun düzensiz telaffuzunu hor görmem –ben ki ondan nice üstünüm– ve onu kıskanmam için.
Ama üstüme yığılıyor sular; iri omuzlarının arasında alıp götürüyorlar beni; döndüm; yuvarlandım; bu uzun ışıkların, bu uzun dalgaların, bu sonu gelmeyen patikaların arasında gerildim, peşimde insanlar, insanlar.