“Günümüzün dopaminle dolu dünyasında hepimiz anında tatmine alışmış durumdayız. Bir şey satın almak istiyoruz ve ertesi gün kapımıza geliyor. Bir şey öğrenmek istiyoruz ve cevabı saniyeler içinde ekranda beliriyor. Peki, artık bir şeyleri çözmek için kafa yormayı, cevabı ararken hayal kırıklığı yaşamayı ya da istediğimiz şeyler için beklemeyi unutuyor muyuz?
Dünyayı kıtlık olan bir yerden aşırı bollukla dolu bir yere dönüştürdük: uyuşturucular, yiyecekler, haberler, kumar, alışveriş, oyunlar, mesajlaşma, cinsel içerikli mesajlaşma, Facebook, Instagram, YouTube, Twitter (X)… Bugün ödüllendirici uyaranların sayısı, çeşitliliği ve gücü akıl almaz boyutlara ulaştı. Akıllı telefon, modern çağın hipodermik iğnesi gibi, çevrimiçi bir nesil için 7/24 dijital dopamin sağlıyor.
“Thoreau’nun hesap yapma takıntısı, dijital dağınıklıkta değiş tokuşlar olduğuna dair o muğlak öznel hissi aşmamıza yardımcı olur ve bizi bununla doğrudan yüzleşmeye zorlar. Bizden hayatımızın dakikalarına somut ve değerli bir madde (kesinlikle sahip olduğumuz en değerli madde) olarak davranmamızı ister. Zamanımızı elimizden almasına izin verdiğimiz çeşitli aktivitelere karşılık bu hayatın ne kadarını feda ettiğimizi dikkate almamızı söyler. Alışkanlıklarımızla bu bakış açısıyla yüzleştiğimizde, Thoreau’nun kendi döneminde vardığı sonuca varırız: Çoğu zaman hayatımıza soktuğumuz önemsiz şeylerin toplam bedeli, her bir dağınıklık parçasının vadettiği ufak faydalardan çok daha ağır basabilir.”