Bir er, generalini değil de çavuşunu kıskanır. Tanınmış bir yazar da ancak kendisi kadar tanınan bir yazarı kıskanır. Çünkü aslında sadece benzeştiğini hissettiğimiz veya benzer statüdeki grubun üyelerini kıskanırız. Bu üyelerin çok az farklarla üstün olmaları bizi amansız sıkıntılara sokar.
Kendimize olan saygımızın artması için ya başarımız artmalı ya da beklentilerimiz azalmalı. Beklentilerden vazgeçmek bizi ferahlatan en kestirme yoldur.
İlgili olmadığımız bir şey için çabalamayız. Çaba olmazsa başarısızlık diye bir şey olmaz, başarısızlık olmayınca da kişide aşağılık hissi uyanmaz. Dolayısıyla şu dünyada kendimize duyduğumuz saygı ve güveni belirleyen şey yöneldiğimiz hedeflerdir. Kendimize duyduğumuz saygıyı gerçekleştirdiğimiz başarıların potansiyelimize olan oranı belirler.