Filistin’deki zulme ses çıkarıp Rojava’daki sürece neden sessiz kalındığını soranlar, aslında büyük bir algı operasyonu yürütüyorlar. Şunu çok net koyalım: Bizim için Filistinli çocuğun canı neyse, Rojava’daki sivilin canı da odur; masumun kanı üzerinden siyaset yapılmaz. Ancak bir gerçeği de kimse halı altına süpürmesin: Filistin bir varoluş mücadelesidir, Rojava ise sınırımızda kurulmak istenen bir terör koridoru projesidir.
'Rojava’da siviller ölüyor' diyerek Türkiye’yi suçlayanlar, o bölgedeki halkı kalkan olarak kullanan terör yapılanmalarına tek kelime etmiyorlar. Bizim duruşumuz nettir: Biz mazlum halkın yanındayız ama bu toprakların güvenliğini tehdit eden her türlü oluşumun karşısındayız. Sınırlarımızı taciz eden, birliğimizi bozmaya çalışan her kim olursa olsun, isterse öz kardeşimiz olsun; bu devletin ve bu milletin tokadını yer. Sessiz kaldığımız şey insani dram değil, terörün meşrulaştırılma çabasıdır.
Tarih boyunca bu topraklarda Kürt ve Türk iç içe geçmiştir, birdir. Bugün Rojava üzerinden bir 'kıyas' yaratarak halkı birbirine kırdırmaya çalışanlar, emperyalizmin bölgedeki taşeronluğunu yapıyorlar. Filistin’e ağlarken kendi sınırımızdaki terör yuvalarına operasyon yapmamızı 'çelişki' gibi sunanlar, aslında Türkiye’nin savunma refleksini kırmak istiyorlar.
Sivillerin korunması bizim kırmızı çizgimizdir ama beka meselemiz her şeyin önündedir. Kimse acıları yarıştırarak bizi kendi evimizde savunmasız bırakmaya kalkmasın. Biz ne Gazze’deki zulme susarız, ne de sınırımızda bir terör devletine izin veririz. Mesele 'beyin' kullanmaksa, asıl akıl; bu kirli oyunu görüp hem vicdanı hem de devletin yumruğunu aynı anda tutabilmektir.